YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4134
KARAR NO : 2016/9095
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dairemizin 18/01/2016 tarih ve 2015/21208 Esas 2016/793 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25/02/2016 tarih, 2014/48989 sayılı itiraz yazısında “Müşteki ve sanık … arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, olay tarihinde sanık …’in yanında bulunan başka şahıslarla birlikte müştekiyi içinde bulunduğu aracından indirip, hayati tehlike geçirecek, vücudunda hayat fonksiyonlarını hafif (1.) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşturacak şekilde kasten yaraladığı iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda sanığın iddia edildiği şekilde eylemi sabit görülmüş ve hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Olay sonrası …Üniversitesi Acil Servisinde Dr. … tarafından düzenlenen 01/04/2011 günlü geçici adli raporda kot kırığı tarif edilmiş ve mağdurun hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirilmiştir. Mağdurun yaralanması hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğünden kesin rapor istenmiş olduğu, Adli Tıp Şube Müdürlüğünün mağdurun tedavi evrak ve grafileri üzerinden düzenlediği 28/10/2011 günlü raporda mağdurda kot kırığı ve akciğer kontüzyonu tespit edildiği, ayrıca mağdura tüberküloz tanısı konulduğunun belirtildiği, büyük damar yaralanması, akciğerde veya batında kanama tarif edilmediği, mevcut yaralanmasının hayati tehlikeye neden olduğunun, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etki derecesinin hafif (1.) derece olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Yerel mahkemenin mağdurun her iki adli raporu arasında oluşan çelişkiyi gidermeye tevessül etmeden ve sanık aleyhine sonuç doğuran raporu tercih etme nedeni hakkında bir gerekçe göstermeden sanığın yazılı şekilde mahkumiyetine karar verdiği somut olayda, büyük damar veya sinir yaralanması, akciğer ya da batın içinde kanama tarif etmeyen, hangi yaralanmanın hayati tehlikeye neden olduğuna dair bir açıklık bulunmayan ve bu nedenle hüküm vermeye yeterli olmadığını düşündüğümüz 28/10/2011 günlü adli raporla, mağdurun hayati tehlikesinin bulunmadığını bildiren 01/04/2011 günlü geçici adli raporu arasındaki çelişkinin, mağdurun tüm tedavi evrak ve grafileri ile adli raporlarının …Adli Tıp Kurumu’na sevki ile aldırılacak bir raporla giderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayinin yerine eksik kovuşturma ile hüküm kurulmuş olması ” gerekçesi ile Dairemizce verilen onama kararının kaldırılması hükmün mağdurun geçici ve kesin adli raporları arasındaki hayati tehlike kaydı yönünden oluşan çelişki giderilmeden eksik kovuşturma ile karar verilmesi nedeniyle bozulması isteminde bulunularak dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının vaki talepleri yerinde görülmekle;
1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE;
2)Dairemizin 18/01/2016 tarih ve 2015/21208 Esas 2016/793 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA;
Dosyanın yeniden incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mağdur hakkında düzenlenen …Üniversitesi Acil Servisinde Dr. … tarafından düzenlenen 01/04/2011 günlü geçici rapor ile … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün mağdurun tedavi evrak ve grafileri üzerinden düzenlediği 28/10/2011 günlü raporlar arasında çelişki bulunması karşısında, mağdurun mevcut raporları ile tüm tedavi evrak ve grafilerinin temin edilerek …Adli Tıp Kurumu’na gönderilip, aldırılacak raporun sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.