Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2017/3551 E. 2017/8150 K. 07.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3551
KARAR NO : 2017/8150
KARAR TARİHİ : 07.06.2017

Kasten yaralama suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 35 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.700,00 Türk Lirası ve 2.020,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun’un 58/6. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Nizip 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2016 tarihli ve 2014/94 esas, 2016/776 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 09.04.2017 tarih ve 2017/2982 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25.04.2017 tarih ve 2017/24325 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 22/03/2007 tarihli ve 2006/10559 esas, 2007/4396 sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Kanun’un 58, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sadece özgürlüğü bağlayıcı cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesinin mümkün olduğu gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan adli para cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Nizip 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2016 tarihli ve 2014/94 esas, 2016/776 sayılı kararı temyize tabi olduğu halde, yerel mahkeme hükmünde “kararın kesin nitelikte olduğu” belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/11/2010 gün ve 2010/5-237 esas, 2010/242 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kesin nitelikte adli para cezasının yanında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/6.maddesinin uygulanması nedeniyle kararın temyiz yeteneği bulunduğu halde, kesin nitelikte bulunduğunun gösterildiği hükümde, temyiz yasa yoluna başvuru imkanı mevcut olduğundan, yanılgılı uygulamayı gideren meşruhatlı çağrı kağıdı tebliğ edilmeden kararın kesinleşemeyeceği kabul edildiğinden, 5271 sayılı CMK’nin 309/1. maddesine göre, kesinleşmemiş kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 07.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.