YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/1384
KARAR NO : 2018/16310
KARAR TARİHİ : 31.10.2018
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Mağdur hakkında Geyve Devlet Hastanesinin 01.06.2013 tarihli acil poliklinik ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 07.04.2014 tarihli göğüs cerrahi uzmanı raporlarına göre mağdurda birden fazla bıçakla yaralanma olduğu ancak Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 17.04.2015 tarihli raporunda ise yaralanmalarından sadece bir tanesinin niteliği ile ilgili görüş bildirildiği ancak tüm yaralanmalarının ayrı ayrı nitelikleri konusunda ayrıntılı ve kesin raporu alınmaksızın hüküm kurulduğu anlaşıldığından, tüm doktor raporları, tedavi evrakları ve varsa grafilerinin Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilip mağdurdaki her bir yaralanmanın niteliği ve ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olup olmadığı hususlarında duraksamaya yer vermeyecek şekilde kati raporu alındıktan sonra suç vasfının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
2)Sanığın mağduru birden fazla bıçak darbesi ile yaraladığı olayda, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi,meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak, TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca temel cezanın sonuç cezaya etki edecek düzeyde asgari had aşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas – 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
4)Sanığa ilişkin kurulan hükümde uygulanma alanı bulunmayan 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi gereğince cezanın arttırıldığı belirtildiği halde cezadan indirim yapılmak suretiyle uygulama yapılması,
5)Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak geçmişi, sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanık hakkında takdiri indirime ilişkin 5237 sayılı TCK’nin 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile uygulanmaması,
6)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak kaydı ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 31.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.