Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2019/16413 E. 2020/8788 K. 07.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/16413
KARAR NO : 2020/8788
KARAR TARİHİ : 07.07.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın yüzüne 29.12.2015 tarihinde tefhim edilen hükme karşı 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde gösterilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 27.04.2016 havale tarihli dilekçe ile yaptığı temyiz isteminin, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan CMUK’un 317. maddesi gereğince isteme uygun olarak REDDİNE,
2) O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 gün ve 43-56, 14.04.2009 gün ve 238-94 ile 29.09.2009 gün ve 173-209 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; mahkemelerce daha ağır bir cezayı gerektirecek ve doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümlerin aleyhe başvuru üzerine, temyiz denetimine konu olabileceği gözetilerek o yer Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine yaptığı temyiz başvurusuna göre işin esasına girilmesi gerektiğinden tebliğnamenin kesinlik nedeniyle redde ilişkin görüşüne iştirak edilmemiştir.
Mahkemece suçta kullanılan usturanın müsaderesine karar verildiği belirlenerek yapılan incelemede;
O yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine; ancak,
a) Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyet bulunması nedeniyle, TCK’nin 58/3. maddesi gereğince, TCK’nin 86/2. maddesinde belirtilen seçimlik cezalardan hapis cezasının seçilerek sonuçta TCK’nin 58/1. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması gerekirken, TCK’nin 86/2. maddesi gereğince seçimlik cezalardan adli para cezasına hükmolunarak sonuç ceza itibariyle tekerrür hükümlerinin uygulama imkanının ortadan kaldırılması,
b) Sanığın yaralama eylemini silahtan sayılan ustura ile kardeşine karşı gerçekleştirmesi karşısında; TCK’nin 86/2. maddesine göre temel hapis cezasının aynı olayda iki nitelikli halin TCK’nin 86/3-a ve 86/3-e maddelerinin birleşmesi nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde cezanın alt sınırdan belirlenmesi suretiyle sanık hakkında eksik cezaya hükmedilmesi,
c) 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik karşısında, infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” dair ihtarat yapılamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,07.07.2020 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Olay tarihinde sanık …’ın kardeşi olan mağdur …’ı bıçakla basit yaralama suçundan 86/2., 86/3-a,e. maddeleri gereğince neticeten 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Kararın o yer Cumhuriyet savcısı tarafından suçun kardeşine karşı silahla işlendiğinden bahisle birden fazla nitelikli hal nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılmadan belirlenmesi nedeniyle temyiz edilmiştir.
Sanık hakkında seçimlik cezalardan para cezası tercih edilerek hüküm kurulmuştur. CUMK’nin 305. maddesi gereğince verilen karar kesin niteliktedir. 5237 sayılı Kanun’un 50. veya 52. maddeleri uygulanmak suretiyle hükmolunan ve başkaca herhangi bir hak kısıtlaması doğurmayan 3.000 Liraya kadar (3.000 TL dahil) adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümlerinin kesin olacağı Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanan içtihatlarında da belirtilmiştir.
1412 sayılı CMUK’un 315. maddesi uyarınca temyiz istemi üzerine hükmü veren mahkemece hükmün temyizin mümkün olup olmadığı, yasal süresinde açılmış temyiz davası bulunup bulunmadığı, istemde bulunanların temyize hak ve yetkilerinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek bu şartlardan birinin eksik olduğunun tesbiti halinde öncelikle temyiz isteminin reddine karar verilecektir. Mahkemece bu hususlarda hatalı ya da eksik değerlendirme yapılması veya hiç değerlendirme yapılmaması halinde ise Yargıtay tarafından işin esasına geçilmeden önce bu hususlar 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi uyarınca değerlendirilip temyiz şartlarının varlığının tesbiti durumunda temyiz incelemesi yapılacaktır. Aksinin kabulü hukuka aykırılık taşıyan her hükmün temyizen incelenebileceği sonucunu doğuracaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.12.2010 tarih, 2010/10-230 Esas – 2010/264 Karar sayılı Kararında da belirtildiği gibi “Hükümde açık hukuka aykırılıkların bulunması ya da hükmedilmesi gereken bir güvenlik tedbirine hükmedilmemiş olması da kesin nitelikteki bir hükme temyiz edilebilirlik vasfı kazandırmaz. Yargıtayca denetim olanağı bulunmayan bir hükmün hukuka aykırılıklar taşıdığı gerekçesiyle temyizen incelenmesi olanaksızdır.” şeklinde tespitleri bulunmaktadır.
O yer Cumhuriyet savcısı TCK’nin 86/3-a,e. maddeleri nedeniyle kardeşini silahla yaralama suçundan temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinden temyiz talebinde bulunmuştur.
Sanığın kardeşini bıçakla yaralama suçundan TCK’nin 86/3-a ve 86/3-e. maddeleri gereğince birden fazla nitelikli hal nedeniyle TCK’nin 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken asgari hadden uzaklaşılması gerektiği konusu kanunda belirlenmeyen hakimin takdirinde olan bir konudur. Daha çok 3. Ceza Dairemizin içtihatları ile belirlenmiştir.
Somut olayda sanık … hakkında neticeten 3.000 Lira olarak konulan hükmün Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi de nazara alındığından CUMK’nin 305. maddesi ve süreklilik arz eden Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre kesin nitelikte olduğundan temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.