YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10093
KARAR NO : 2020/15628
KARAR TARİHİ : 05.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının dikkate alınması suretiyle uygulama yapıldığının anlaşılması karşısında, tebliğnamenin bu yöndeki görüşüne iştirak olunmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi gereği açıklanması geri bırakılan hükmün, aynı Kanun’un 231/11. maddesi gereği açıklanması sırasında hüküm kurulurken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün
uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
3) Oluş, iddia ve dosya kapsamına göre taraflar arasında karşılıklı gerçekleşen ve sanığın garson olarak çalıştığı işletmenin sahibi ve sanığın işvereni olan temyiz dışı mağdur …’ün müşteki tarafından bıçakla basit şekilde ve sanığın da yine müşteki tarafından TCK’nin 6/1-f maddesi kapsamında silahtan sayılan sandalye ile orta (2) derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda, tarafların ve görgüye dayalı bilgi sahibi olan ve soruşturma aşamasında 02/10/2008 tarihinde kolluk tarafından beyanı tespit olunan tanık …, usulüne uygun davetiye ile duruşmaya celbolunarak, olayın başlangıç ve gelişimine ilişkin ayrıntılı beyanlarının tespiti yoluna gidilmesi, öncelikle müştekinin temyiz dışı mağdur …’ü ve sanığı yaraladığının belirlenmesi durumunda sanığın teşebbüs aşamasında kalan eyleminin TCK’nin 25. maddesi gereği meşru müdafaa kapsamında bulunup bulunmadığı denetime imkan verecek şekilde tartışıldıktan sonra hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekliliğinin gözetilmemesi,
4) Sanığın, müşteki Serdar’a vurmak amacı ile sandalyeyi kaldırdığı fakat vuramadan eylemini tamamladığı kabul edilen olayda, ayrıntılı taraf ve tanık beyanları ile sanığın eylemini engel hâl bulunması nedeniyle mi tamamlayamadığı yoksa eylemine kendiliğinden mi son verdiğinin belirlenmesi yoluna gidilmesi, sanığın eylemini engel hâl bulunmaksızın kendiliğinden sonlandırması durumunda sanık hakkında TCK’nin 36. maddesi gereği “gönüllü vazgeçme”ye ilişkin hükümlerin uygulanması suretiyle,
eylemine son verene dek icra ettiği hareketlerin başka bir suç oluşturması durumunda bu suça ilişkin hükümlerin uygulanması gerekliliği; sanığın eylemini engel hâl nedeniyle tamamlayamadığının tespiti durumunda ise TCK’nin 35/2. maddesinde yer alan indirim oranlarının tespiti yönünden, eylemin sonuca yakınlığının belirlenmesi neticesinde TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek teşebbüs hükümleri gereği makul bir oranda indirim uygulanması gerekirken, eksik inceleme ile herhangi bir gerekçeye de yer vermeksizin yazılı şekilde en üst oranda (¾) oranında indirim uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
5) Dosya kapsamına göre olayın başlangıç ve gelişim sürecinin açıklık taşımadığı olayda, mağdur tarafından sanığa yöneltilen hangi hareketin ne şekilde haksız tahrik teşkil ettiği denetime imkan verecek şekilde tartışıldıktan sonra TCK’nin 29. maddesi gereği, TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekirken, “sanığın eylemini haksız tahrik altında işlediği” şeklindeki soyut kabul ile sanık hakkında kurulan hükümde TCK’nin 29. maddesi giriği (5/8) oranında indirim uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini,
6) 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesi gereğince; “daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan 30 gün ve daha az süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrileceği”nin belirtilmesi, suç tarihi itibariyle güncel adli sicil kaydında herhangi bir mahkumiyeti bulunmayan ve bu nedenle hakkındaki hükmün açıklanması, 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi gereği geri bırakılan sanık hakkında, denetim süresi içinde yeniden kasıtlı suç işlemesi nedeniyle CMK’nin 231/11. maddesi uyarınca hüküm açıklanırken, sonuç olarak tayin olunan kısa süreli 13 gün hapis cezasının TCK’nin 50/1. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
7) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 29. maddesi gereği haksız tahrik hükümlerinin uygulandığı paragrafta, uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 05/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.