YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10116
KARAR NO : 2020/14478
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıkların temyiz taleplerinin, kendi haklarında kurulan “mahkûmiyet” hükümlerine yönelik olduğunun tespiti ile yapılan incelemede,
1) Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip, 30.12.2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükümlere karşı 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde gösterilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 11.01.2016 tarihli dilekçe ile yaptığı temyiz isteminin, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan CMUK’un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2) Sanık … hakkında “Kasten Yaralama” ve “Mala Zarar Verme” suçları ile sanık … hakkında bu suçlara azmettirme nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
İddia, kabul ve dosya kapsamına göre, yargılama konusu eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğine dair, mahkûmiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde, hangi delile ne gerekçe ile üstünlük tanındığı denetime imkan verecek şekilde tartışılıp, vicdani kanaat de tutanaklara yansıtılmadan, subjektif kanılara dayalı tanık beyanlarından ibaret emarelere istinaden yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nin 306. maddesi gereği bozma nedeninin hükmü süresinde temyiz etmeyen sanıklar … ve …’a SİRAYETİNE,
3) Sanık … hakkında, …, … ve …’a karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Güncel adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas muhkûmiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.11.2018 tarihli, 2018/17-339 Esas ve 2018/536 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, hüküm tarihinde Antalya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan ve 23/01/2015 tarihli celsede duruşmalardan bağışık tutulma talebinde bulunan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nin 196/1. maddesinde yer alan “Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın duruşmalardan bağışık tutulup tutulmayacağına ilişkin herhangi bir karar verilmeksizin, hüküm duruşmasına getirtilmeyen ya da SEGBİS sistemi aracılığıyla duruşmada hazır edilmeyen sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Ludi/İsviçre, B. No: 12433/86, 15/06/1992 P. 49/50; Artico/İtalya, B. No: 6694/74, 13/5/1980 P. 33; Sejdovic/İtalya, B. No: 56581/00, 1/3/2006 P. 81) kararlarında belirtildiği üzere savunma hakkı kısıtlanarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 196. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Sanık hakkında …’e karşı kurulan hüküm yönünden; sanığın eylemi neticesinde …’te meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Söke Devlet Hastanesince tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan, 07.09.2011 tarihli raporda, “Sağ uyluk ateşli silah giriş-çıkış deliği, sol uyluk ateşli silah giriş-çıkış deliği, sol ayak 1. parmak ateşli silah giriş-çıkış deliği, hayati tehlike yaşamıştır, basit tıbbi müdahale ile iyileşmez, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi ağırdır.” şeklindeki açıklamalara yer verilmesi ve mağdurun yargılama aşamasındaki “aksak yürüme, koşamama ve sol dizimi bükememe gibi kalıcı sorunlarım halen devam etmektedir” şeklindeki beyanı karşısında, mağdur …’in tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile tüm adli muayene raporları ile birlike en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, yaralanması nedeniyle hayati tehlike geçirip geçirmediği, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etki derecesi ve yaralanma nedeniyle duyularından ya da organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da kaybının söz konusu olup olmadığı hususları ile birlikte 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsayan nihai raporunun temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Sanık hakkında …’e karşı kurulan hüküm yönünden; adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4, 5 ve 6. derece) şeklinde sınıflandırılması, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında arttırılması öngörülmüş olması ve … hakkında tanzim olunan adli muayene raporunda söz konusu kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etki derecesi yönünden skorlama yapılmaması karşısında, sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 87/3. maddesi gereği artırım yapıldığı sırada TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” gözetilerek makul bir oranda artırım yapılması gerekirken, (1/2) oranında arttırım yapılması suretiyle hüküm tesisi,
d) Sanık hakkında …’a karşı kurulan hüküm yönünden; sanığın eylemi neticesinde …’da meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu Ankara Şube Müdürlüğünce tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan 16.02.2012 tarihli raporda, “Sağ el 2. ve 3. metakarp şaftta MCP eklem içine uzanan parçalı fraktürler, basit tıbbi müdahale giderilemez, hayat fonksiyonlarına etkisi ağır (4) derecedir.” şeklindeki açıklamalar ile adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4, 5 ve 6. derece) şeklinde sınıflandırılması, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında arttırılması öngörülmüş olması karşısında, sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 87/3. maddesi gereği artırım yapıldığı sırada TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” gözetilerek makul bir oranda artırım yapılması gerekirken, (1/2) oranında arttırım yapılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
e) Sanık hakkında Kadir, … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerde; sanık …’nın ağabeyi olan Kenan’a ait işyerine … ve … tarafından ateş edildiği sabit olmadığı halde, sanık hakkında kurulan hükümlerde, dosya kapsamı ile uyumlu olmayacak şekilde (¼) oranlarında haksız tahrik indirimleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayinleri,
f) Sanık hakkında … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerde; TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/3. maddelerine göre belirlenen “4 yıl 6 ay” hapis cezası üzerinden, aynı Kanun’un 29. maddesi uyarınca (¼) oranında haksız tahrik indirimi uygulandığında belirlenmesi gereken ceza miktarı “3 yıl 4 ay 15 gün” hapis cezası iken, hesap hatası neticesinde “3 yıl 4 ay” hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayinleri,
g) Sanık hakkında … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerde; TCK’nin 86/1 ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, adı geçen mağdurlarda kemik kırığı oluştuğundan bahisle aynı Kanun’un 87/3. maddesi gereği artırılması sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
h) Sanığın, sarfına sebebiyet verdiği yargılama giderinin kendi payı oranında tahsiline karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin cezalandırılmalarına hükmedilen sanıklardan eşit olarak alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 326/2. maddesinde yer alan “İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkum edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.” hükmüne aykırı davranılması,
ı) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 22/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.