YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10301
KARAR NO : 2020/14987
KARAR TARİHİ : 28.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Suç tarihinde sanığın eylemi sonucu mağdurun Didim Devlet Hastanesinin 17/03/2015 tarih ve 20810 sayılı genel adli muayene raporuna göre “göğüs ön ve arkasından 2 adet kesiye bağlı pnömotoraks” meydana gelecek şekilde yaralandığı ve kat’i raporun göğüs cerrahisince verileceğinin bildirildiği, Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesince düzenlenen 30.03.2015 tarihli, 1432 sayılı kat’i raporda ise sol pnömotoraks ve hemitoraks bulguları işaret edilerek yaralanmanın yaşamsal tehlike oluşturduğunun bildirildiği, ancak tespit edilen yaralanmaların hangisinin yaşamsal tehlikeye neden olduğu belirtilmediği anlaşılmakla, mağdura ait tüm tedavi evrakları, hasta müşahede kağıtları, geçici ve kesin raporlar, varsa film ve grafilerin celp edilip kül halinde en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek tespit edilen bulguların hangisinin ya da hangilerinin ayrı ayrı yaşamsal tehlikeye neden olduğu hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kat’i rapor aldırıldıktan sonra, birden fazla darbenin hayati tehlikeye neden olması halinde, sanığın hedef aldığı vücut bölgesi, yara yeri ve niteliği, kullanılan aletin elverişliliği birlikte dikkate alınarak sanığın eyleminin “öldürmeye teşebbüs” suçunun unsurlarını oluşturması ihtimali nedeniyle görev hususu da düşünülerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas – 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
Kabul ve uygulamaya göre;
3) Sanık hakkında yaşamsal tehlike oluşturacak şekilde yaralama suçundan hüküm kurulur iken uygulama maddesi olarak TCK’nin 87/1-d maddesi yerine TCK’ nin 87/1-c maddesinin yazılması,
4) Oluşa ve dosya içeriğine göre; alacak borç meselesinden kaynaklı hukuki ihtilafın haksız tahrik nedeni olamayacağı, mağdurdan kaynaklanan ve sanığa yönelen haksız tahrik oluşturacak başkaca herhangi bir söz veya eylem de bulunmadığı halde, mahkemece “eylemini alacağını alamaması ve mağdurun kendisini oyaladığı gerekçesiyle gerçekleştirdiğinden” şeklindeki kabul ile sanık lehine TCK’nin 29. maddesi kapsamında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
5) Sanık hakkında TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-c, son ve 29. maddeleri gereği hükmolunan “3 yıl 9 ay” hapis cezasından TCK’nin 62. maddesi gereği (1/6) oranında indirim yapıldığında “3 yıl 1 ay 15 gün” yerine “2 yıl 13 ay 15 gün” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
6) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 28/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.