YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10313
KARAR NO : 2020/15099
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın mahkemeye sunduğu 22.02.2016 tarihli dilekçesinin temyiz talebi niteliğinde olduğu, mahkemesince hükmün karıştırılıp sanığın yanıltılması nedeniyle temyiz başvurusunun öğrenme üzerine yasal süresinde olduğunun kabulü ile, mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 24.02.2016 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları
itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Mahkemece yargılama sonunda kurulan hükmün 5271 sayılı CMK’nin 232. maddesine uygun ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde infazı kabil olması gerektiği gözetilmeksizin ; sanık hakkında TCK’nin 86/2, 86/3-e, 29. maddelerinden 3 ay hapis cezasına hükmolunduktan sonra TCK’nin 62. maddesine göre (1/6) oranında indirim yapılarak sanığın 2 ay 15 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ardından TCK’nin 50/2. maddesi gereği hükmolunan cezanın adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3) Adli para cezasının hesaplanmasına dayanak oluşturan temel gün sayısının 5237 sayılı TCK’nin 52/1. maddesi gereği bir gün karşılığı takdir edilen miktar ile çarpılması gerektiği gözetilmeksizin netice cezanın 2 ay 15 gün adli para cezası olarak belirlenmesi,
4) Neticeten 2 ay 15 gün adli para cezası ile cezalandırılan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/2. maddesine aykırı olarak 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.