YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10407
KARAR NO : 2020/14475
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklar müdafiinin temyiz talebinin, sanıklar hakkında kurulan “mahkûmiyet” hükümlerine yönelik olduğunun tespiti ile yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında “Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması” suçundan verilen “Beraat” kararı ile “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçundan kurulan hükme yönelik, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Katılanın, “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet” ve “Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması” suçlarından doğrudan zarar görmesinin mümkün olmadığı ve açılmış davaya katılma hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, katılan vekilinin bu suçlara yönelik temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık … hakkında “Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması” suçundan verilen “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/13-12 sayılı kararı ile CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup, temyizi mümkün bulunmadığından, itiraz mercii tarafından tetkik edilmek üzere, dosyanın temyizen incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
3) Sanık … hakkında “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet” suçundan kurulan hükme yönelik, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adli para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntem, 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde belirtilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.01.2018 tarihli, 2017/12-463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı kararı gereğince infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
4) Sanık … hakkında katılan … ve mağdur …’a karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan “mahkûmiyet” hükümleri ile sanık … katılan …’a karşı “Kasten Yaralama” suçundan verilen “beraat” kararına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanık … hakkında katılan …’e karşı eylem nedeniyle verilen beraat kararına ilişkin olarak; oluş, iddia ve dosya kapsamına göre kardeş olan sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde hareketle iştirak halinde hareket ederek, sanık …’ın tüfekle, sanık …’in ise ruhsatsız tabanca ile aynı yöne doğru ateş etmeleri sebebiyle katılanın yaralandığı olayda, her iki sanığın da meydana gelen neticelerden eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiği gözetilerek, sanığın, katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan mahkumiyeti gerekirken, hatalı değerlendirme neticesinde yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
b) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükümleri yönünden; oluş, iddia, dosya kapsamı ve mağdur ile katılanın kendi beyanlarına göre, sanıklarla daha önceden tanışmadıkları, herhangi bir anlaşmazlık ya da husumetlerinin bulunmadığı gözetilerek sanıkların, dosya içeriğine göre hesap ödeme meselesinden tartışma yaşayıp ayrıldıkları restoranı hedef alarak o yöne doğru ateş etmeleri neticesinde, olayın tarafı olmayan, olayı izlemekte olan restoran müşterileri Orhan ve Ümit’i görüp görmediğinin ayrıntılı taraf beyanları ile tespiti yoluna gidilmesi, ateş ettiği sırada Orhan ve Ümit’i görmediğinin ve onları hedef alarak ateş etmediğinin, başka bir yönü ya da kişiyi hedef alarak ateş etmesi neticesinde yaralanmalarının tespiti halinde, yargılama konusu suçları TCK’nin 21/2. maddesi kapsamında olası kast ile işleyip işlemediği, denetime imkan verecek şekilde tartışılıp, ulaşılan vicdani kanaat tutanaklara yansıtıldıktan sonra uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde hükümler tesisi,
c) Sanık …’in, mağdur …’a yönelik eylemi yönünden; sanığın eylemi neticesinde Aydın Devlet Hastanesinde görevli Adli Tıp Uzmanınca tanzim olunan 28/03/2013 tarihli raporda, “Sağ cruriste 2 adet (içten giriş-dıştan çıkış) ateşli silah yaralanması, sağ ayak tibia’da kırığa neden olmakla BTM ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olmaz, hayat fonksiyonlarına etkisi ağır (5) derecedir.” şeklindeki açıklama karşısında, sanığın eylemi neticesinde mağdurda kemik kırığı oluştuğu nazara alınarak, TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, aynı Kanun’un 87/3. maddesi ile kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etki derecesi ve TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” gözetilerek makul bir oranda artırılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ve katılan … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, sanık … hakkında mağdur …’a yönelik eylem sebebiyle kurulan hükme karşı aleyhe temyiz bulunmadığından, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın bu hüküm yönünden kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 22/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.