YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10428
KARAR NO : 2020/19209
KARAR TARİHİ : 16.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit, hakaret, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında müşteki Mehmet’e karşı hakaret ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Sanık … hakkında müşteki Mehmet’e karşı kasten yaralama, tehdit, hakaret ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a) Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında arttırılması öngörülmüş olması karşısında, mağdurun adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre cezada orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/2) oranında arttırım yapılması suretiyle fazla ceza verilmesi,
b) Müştekinin aşamalarda alınan beyanlarında sanığın tabure ile vurarak kolunun kırılmasına neden olduğunu belirtmesine ve gerekçeli kararda da sanığın eylemini 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f.4 maddesine göre silahtan sayılan tabure ile gerçekleştirdiğinin kabul edilmesine göre, sanığın cezasından 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesine göre arttırım yapılmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
c) Tarafların kavganın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlatmaları, olaya ilişkin tarafsız tanık beyanının bulunmaması ve dosya arasında bulunan doktor raporlarına göre her iki tarafında yaralandığı olayda, kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesine göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu hal nedeni ile sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesine göre sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
3) Sanık … hakkında müştekiler Cuma, Aysun ve Muhammed’e karşı tehdit ve hakaret, müşteki Aysun’a karşı kasten yaralama ile müşteki Cuma’ya karşı kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a) Sanığın eylemi neticesinde müşteki Aysun’da meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Çanakkale Devlet Hastanesince tanzim olunan 21.05.2015 tarihli raporda “sağ kafa üst yanda ucu keskin metal cisim ile yaralanma sonucu 6×1 cm ebatında derin kesi, sağ kaşta ucu keskin metal cisimle oluşmuş 1×1 cm kesi, sağ dirsekte künt travma ile oluşmuş 3×3 cm’lik sıyrık, sol dirsekte künt travma ile oluşmuş 3×3 cm’lik sıyrık mevcut” olduğunun belirtilmesi karşısında, mağdurun tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, meydana gelen yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığına ilişkin 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Müşteki Cuma’nın aşamalarda alınan beyanlarında sanığın döner bıçağı ile üzerine yürüdüğü sırada araya oğlu Muhammed’in girerek vurmasına engel olduğunu belirtmesine ve gerekçeli kararda da sanığın eylemini 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f.4 maddesine göre silahtan döner bıçağı ile gerçekleştirdiğinin kabul edilmesine göre sanığın cezasından 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesine göre arttırım yapılmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
c) Tarafların kavganın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlatmaları, olaya ilişkin tarafsız tanık beyanının bulunmaması ve dosya arasında bulunan doktor raporlarına göre her iki tarafında yaralandığı olayda, kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesine göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu hal nedeni ile sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesine göre sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
4) Sanık … hakkında müşteki Mehmet’e karşı tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1 cümle, 62, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca hükmedilen hapisten çevrili 3.000 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamenin temyiz isteminin reddine dair görüşüne iştirak edilmemiştir.
a) 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümlerinin yeniden düzenlendiği ve sanığa isnat edilen TCK’nin 106/1-1. cümlesinde düzenlenen “tehdit” suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık ile müşteki arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Kabul ve uygulamaya göre de;
b) Tarafların kavganın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlatmaları, olaya ilişkin tarafsız tanık beyanının bulunmaması ve dosya arasında bulunan doktor raporlarına göre her iki tarafında yaralandığı olayda, kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesine göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu hal nedeni ile sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.