Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/10602 E. 2020/17832 K. 02.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10602
KARAR NO : 2020/17832
KARAR TARİHİ : 02.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümler yönünden, sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden; hükmün gerekçe kısmında sanık hakkında seçimlik cezalardan adli para cezası tercih edildiği belirtildiği halde, hüküm fıkrasında hapis cezası ile cezalandırılması suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması,
3) Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden; katılanın aşamalarda alınan beyanlarında, sanığın kendisine yerden aldığı, taş olduğunu düşündüğü bir cisimle saldırdığını iddia ettiği, sanığın ise tüm aşamalarda katılanı silahtan sayılan bir cisimle yaralamadığını savunduğu, buna ilişkin tanık anlatımının bulunmadığı, katılan hakkında düzenlenen adli raporda “alın sol kısımda 1 cm. abrazyon” tespit edildiği anlaşılmakla, katılanın yaralanmasının silahtan sayılabilecek künt bir cisimle meydana gelip gelmeyeceği hususunda Adli Tıp Şube Müdürlüğünden rapor aldırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile sanık hakkında TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanması,
4) Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden; oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, ilk haksız hareketin katılan …’dan geldiği, …’ın taşla …’ı yaralaması sonrasında sanık …’ın karşılık verdiği de gözetildiğinde, TCK’nin 29. maddesi gereğince katılandan kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen davranışların ulaştığı boyut da dikkate alınarak, sanık hakkında daha makul bir oranda haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken yazılı şekilde (1/4) oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
5) Mükerrir olan sanık … hakkında hüküm kurulurken, tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6) Tekerrüre esas sabıkası olan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58/6. maddesi gereğince cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi ile birlikte, TCK’nin 58/6-7. maddesi uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin de uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.