YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10624
KARAR NO : 2020/13434
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında katılanlar … ve …’ya karşı kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında müşteki …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mahkemece her ne kadar gerekçede “sanık …’in yanında bulunan bıçağı çıkararak sanık … ile müşteki …’ya saldırdığı, alınan adli rapor içeriklerine göre; …’nın basit tıbbi müdahale ile iyileşmeyecek, katılan sanık …’nın ise basit tıbbi müdahale ile iyileşmeyecek ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandıkları, katılan sanık …’nın da tekme ve yumruk ile müşteki sanık …’e saldırarak basit tıbbi müdahale ile iyileşecek ölçüde yaralanmasına neden olduğu” denilmiş ise de dosyada mevcut CD inceleme tutanağında “…01.43.20’de siyah elbiseli müşteki şüpheli …’nın ticari taksinin önünde duran üzerinde mavi elbise siyah pantolon bulunan şüpheli müşteki …’e vurarak motor kaputunun üzerine düşürdüğü ve kavganın başladığı 01.44.02’de …’in ticari taksinin şöför kapısını açıp eline bir malzeme alıp koşarak kavga ettiği şahısların üzerine gittiği ilk önce müşteki şüpheli …’ ya saldırıp yere düşürdüğü…” şeklinde olayın belirtilmesi ve mahkemece de müşteki sanık … hakkında katılan sanık …’yı kasten yaralama eylemi yönünden 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indiriminin uygulanması karşısında, tebliğnamenin sanık … hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğine dair (2-a) bendindeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
a) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.07.2013 tarihli ve 2013/72 Esas – 2013/380 Karar sayılı mahkumiyet ilamının yargılamaya konu suç tarihinden sonra 17.02.2014 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı, adli sicil kaydında bulunan diğer ilamların kesinleşme ve infaz tarihlerini gösterir onaylı örneklerinin getirtilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun gözetilmemesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 13.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.