Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/11101 E. 2020/15024 K. 28.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11101
KARAR NO : 2020/15024
KARAR TARİHİ : 28.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2016 tarih, 2015/154 Esas ve 2016/61 Karar sayılı ilamının 5237 sayılı TCK’nin 151/1 maddesinde düzenlenen “mala zarar verme” suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı ve UYAP ortamında yapılan araştırma sonucunda ihbara konu hükümde uzlaştırma işlemi uygulanarak Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 18.09.2017 tarih ve 2015/154 Esas ve 2016/61 Karar sayılı ek kararı ile uzlaşma sağlandığı gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği anlaşılmakla, sanığın güncel adli sicil kaydında ihbara konu olabilecek başkaca kasıtlı suçlardan mahkumiyet ilamlarının bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre;
2)Kasten yaralama suçundan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanması sırasında; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararındaki gerekçeye atıfla yetinilerek gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
3)Mağdurun yaralanmasına ilişkin, Tire Devlet Hastanesinin 08.09.2011 tarihli raporunda, “nazal bölgede, sağ ve sol maxilla zigomatik bölgede kzarıklık ve ekimoz, nazal kemikte de fraktür olduğunun” belirtildiği, aynı hastanenin KBB uzmanın tarafından verilen 11.11.2011 tarihli raporunda ise “burun uç kırığının olduğu ve söz konusu yaralanmanın basit tıbbi müdahale giderilebilir” nitelikte olduğunun belirtildiği ancak kemik kırığının hayati fonksiyonlara etkisi hususunda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla, mağdura ait tüm tedavi belgeleri ve geçici ve kesin raporların en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne gönderilerek, mağdurun yaralanmasına ilişkin özellikle basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği ve kemik kırığında neden olmuşsa hayat fonksiyonlarına etki derecesi hususlarında duraksamaya yer bırakmayacak ve 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde raporunun aldırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz raporlara dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi,
4)Adli Tıp kriterlerine göre vücutta kemik kırığına neden olan yaralanmaların kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmayacağı gözetilmeksizin, temel cezanın 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi yerine TCK’nin 86/2. maddesine göre belirlenmesi suretiyle sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 28.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.