YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11378
KARAR NO : 2020/17200
KARAR TARİHİ : 24.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mağdur sanık … hakkında tehdit ve hakaret suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine katılan sanık … müdafinin ”katılan vekili” sıfatı ile vekalet ücreti yönünden yaptığı temyiz isteminin yapılan incelemesinde;
Katılan sanık … müdafinin yüzüne karşı verilen hükümleri ”sanık müdafi” sıfatıyla imzaladığı, Uyap’tan 23.12.2015 tarihinde havale ettiği temyiz ve süre tutum dilekçesinde, müvekkili olan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünü temyiz ettiğini belirterek temyiz ettiği,1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra Uyap’tan 26.02.2016 tarihinde havale ettiği gerekçeli temyiz dilekçesinde mağdur sanık … hakkındaki mahkumiyet hükümlerini de vekalet ücreti yönüyle temyiz ettiğini bildirmesi karşısında, sanık … müdafinin süresinden sonra ”katılan vekili” sıfatı ile yaptığı temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Katılan sanık … hakkında mağdur sanık …’ı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz isteminin yapılan incelemesinde;
a) Katılan sanık hakkında hüküm kurulurken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (Hadjianastassiou/ Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel
Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) 5271 sayılı CMK’nin 196/2. maddesine göre, alt sınırı beş yıldan az olmayan cezayı gerektiren 5237 sayılı TCK’nin 86/1-3-e, 87/1-d-son maddelerinde düzenlenen suçtan yargılanan katılan sanığın mutlaka duruşmaya çağrılıp veya SEGBİS aracılığıyla dinlenmesi gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde istinabe suretiyle elde edilen savunması ile yetinilip hüküm kurulması,
c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, katılan sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek katılan sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
d) Katılan sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri uyarınca belirlenen cezasından, mağdur sanığın hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaralanması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 87/1-d. maddesi uyarınca bir kat artırım uygulanması, tayin edilen cezasının 5 yıldan az olması halinde ise 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca 5 yıla çıkartılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde TCK’nin 87/1-d maddesi uyarınca bir kat artırım uygulanınca belirlenen cezası hükme yazılmadan, doğrudan TCK’nin 87/1-d-son maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezasına hükmedilmesi,
e) Mağdur sanık hakkında da hakaret ve tehdit suçlarından mahkumiyet hükümleri verilen olayda, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanların bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarihli 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda şüpheli kalan bu halin katılan sanık lehine değerlendirilmesiyle 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesinde yer alan orantılılık ilkesi de nazara alınarak 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari (1/4) oranda uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
f) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden katılan sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık müdafinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.