YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11428
KARAR NO : 2020/17402
KARAR TARİHİ : 26.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı Kararı ve 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın itirazı kabil kararlardan olup, yapılan itirazın 28.07.2016 tarihli merci kararı ile değerlendirildiği görülmekle, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2) Sanık …’ın, müşteki …’i kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın eylemi neticesinde müştekide meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Niğde Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan 02.10.2015 tarihli raporda, “sol üst dudakta 1 cm lik sütüre kesi, sol zigomada 2 cm lik abrazyon, sol alt 3. dişte mine kırığı, sol üst 2. dişte subluksasyon saptandığı” ifadelerine yer verilip yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilmeyeceği, yüzde sabit ize neden olmadığı, kemik kırığı oluşmadığının belirtildiği, Adli Tıp uygulamalarına ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de; diş kırığının kemik kırığı olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmeksizin, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e. maddeleri uyarınca belirlenen cezadan, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi gereğince artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
b) Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; ödünç olarak verilen motorsikletin iade edilmemesi meselesinden çıkan tartışmanın sanık ve müşteki yakınları arasında karşılıklı kavga şeklinde devam ettiği olayda, her iki taraftan da birden fazla kişinin yaralanması karşısında, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanların bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün asgari oranda uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
c) Sanığın 02.04.2015 tarihli celsedeki savunmasında yer verdiği lehe hükümlerin uygulanması talebinin, 5237 sayılı TCK’nin 51. maddesindeki erteleme hükümleri de içerdiği halde, bu hususun karar yerinde tartışmasız bırakılması,
d) Kurulan hükmün gerekçesinde; sanığın, yargılama konusu suçu 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f hükmü kapsamında silahtan sayılan taşla işlediğinin kabulü karşısında, hüküm kısmında, ”sopa ile gerçekleştirildiğinin” belirtilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.