YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11877
KARAR NO : 2020/15617
KARAR TARİHİ : 05.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar … ve … haklarında “Hakaret” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanıkların her aşamadaki istikrarlı savunmaları ile atılı suçu kabul etmediklerini beyan ettikleri, temyiz dışı sanık …’ın soruşturma aşamasında tespit olunan 01/03/2014 tarihli beyanı ile “güvenlik görevlileri ile karşılıklı küfürleştik.” şeklindeki anlatımı ile müştekiler Yavuz ve Cem’in “içlerinden biri küfür etti.” şeklindeki beyanları karşısında, hangi delile ne gerekçe ile üstünlük tanındığı, denetime imkan verecek şekilde tartışılıp ulaşılan vicdani kanaat tutanaklara yansıtılmadan sanıkların üzerlerine atılı suçun sabit olduğunun kabulü ile haklarında mahkûmiyet hükümlerinin tesisi,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesinde güvenlik görevlisi olan müştekiler yönünden, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlayan ve 11. maddesi gereğince de Valilikten çalışma izni alan özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri nedeniyle işlenen suçların, aynı Kanun’un 23/2. maddesinde yer alan “özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri dolayısıyla suç işleyenler kamu görevlisine karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme uyarınca kamu görevlisine karşı işlenmiş olarak kabul edilebileceği nazara alındığında, müştekilerin, kendilerine karşı işlenen suç nedeniyle kamu görevlisi sayılma koşullarını taşıyıp taşımadığı araştırıldıktan sonra sanıklar hakkında TCK’nin 125/3-a maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanıklara, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 125/3-a maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa,
No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanıkların savunma haklarının kısıtlanması,
d) Kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı hakaret suçunda temel cezanın doğrudan 5237 sayılı TCK’nin 125/3-a maddesi gereğince tayini yerine aynı Kanun’un 125/1. maddesine göre belirlenmesini müteakip TCK’nin 125/3-a maddesi gereği arttırılması suretiyle hüküm tesisi,
e) Suçtan doğrudan zarar gören, şikâyetçi olduklarını beyan eden ve kamu davasına katılma hakkı bulunan müştekilerin, 5271 sayılı CMK’nin 237 vd. maddeleri gereğince katılma hususunda beyanlarının tespit edilmemesi,
f) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanık …’in temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
2) Sanık … hakkında müştekiler … ve …’a karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın, her aşamada değişmeyen istikrarlı savunmaları ile kendisinin kavga olayına karışmadığını beyan etmesi, diğer sanık …’in 01/03/2014 tarihli hazırlık ifadesinde kendisi yönünden samimi ikrarı yanında, açıkça sanık …’nın kavga olayına karşımadığını belirtmesi, müşteki Ahmet’in kovuşturma aşamasındaki beyanı ile Mustafa’nın kavgaya karışmadığını, olayın diğer iki sanık tarafından gerçekleştirildiğini belirtmesi, ayrıca, 01/03/2014 tarihli CD inceleme tutanağı ile kavga olayının, müştekiler ile sanıklar Ayhan ve Kemal arasında gerçekleştiğinin açık bir şekilde ifade edilmesi karşısında, hangi delile ne gerekçe ile üstünlük tanındığı, denetime imkan verecek şekilde tartışılıp ulaşılan vicdani kanaat tutanaklara yansıtılmadan sanığın üzerine atılı suçların sabit olduğunun kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükümlerinin tesisi,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Sanık hakkında hükümler kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesine göre belirlenen temel cezada, müştekilerin Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaları nedeniyle, aynı Kanun’un 86/3-c maddesi gereği
(½) oranında artırım yapıldığı anlaşılmakla, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlayan ve 11. maddesi gereğince de Valilikten çalışma izni alan özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri nedeniyle işlenen suçların, aynı Kanun’un 23/2. maddesinde yer alan “özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri dolayısıyla suç işleyenler kamu görevlisine karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme uyarınca kamu görevlisine karşı işlenmiş olarak kabul edilebileceği nazara alındığında, müştekilerin, kendilerine karşı işlenen suçlar nedeniyle kamu görevlisi sayılma koşullarını taşıyıp taşımadığı araştırıldıktan sonra sanık hakkında TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanığa, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
d) Suçtan doğrudan zarar gören, şikâyetçi olduklarını beyan eden ve kamu davasına katılma hakkı bulunan müştekilerin, 5271 sayılı CMK’nin 237 vd. maddeleri gereğince katılma hususunda beyanlarının tespit edilmemesi,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
3) Sanık … hakkında müştekiler …, … ve …’e karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Müşteki Ahmet yönünden, müşteki Ahmet hakkında Adli Tıp Kurumu Samsun Şube Müdürlüğünce, evrak üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim olunan 08.04.2014 tarihli raporda, “Nazal kemikte çökme fraktürü” bulunduğunun belirtildiği ancak yüz bölgesi dahilinde bulunan çökme fraktürünün görünüm bozukluğuna neden olabileceği öngörülerek, kırık nedeniyle yüzde sabit iz ya da yüzün sürekli değişikliğinin söz konusu olup olmadığı yönünde herhangi bir görüşe yer verilmediği nazara alınarak,
müşteki Ahmet’in, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile tüm adli muayene raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, meydana gelen yaralanmasının, yüzde sabit iz ya da yüzün sürekli değişikliğine neden olup olmadığı da açıkça belirtilmek kaydıyla, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde yer verilen tüm kriterleri kapsayan nihai rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Tüm müştekiler yönünden, sanık hakkında hükümler kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesine göre belirlenen temel cezada, müştekilerin Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaları nedeniyle, aynı Kanun’un 86/3-c maddesi gereği (½) oranında artırım yapıldığı anlaşılmakla, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlayan ve 11. maddesi gereğince de Valilikten çalışma izni alan özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri nedeniyle işlenen suçların, aynı Kanun’un 23/2. maddesinde yer alan “özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri dolayısıyla suç işleyenler kamu görevlisine karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme uyarınca kamu görevlisine karşı işlenmiş olarak kabul edilebileceği nazara alındığında, müştekilerin, kendilerine karşı işlenen suçlar nedeniyle kamu görevlisi sayılma koşullarını taşıyıp taşımadığı araştırıldıktan sonra sanık hakkında TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanığa, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
d) Suçtan doğrudan zarar gören, şikâyetçi olduklarını beyan eden ve kamu davasına katılma hakkı bulunan müştekilerin, 5271 sayılı CMK’nin 237 vd. maddeleri gereğince katılma hususunda beyanlarının tespit edilmemesi,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 05/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.