YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12704
KARAR NO : 2020/17360
KARAR TARİHİ : 26.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz talebinin, sanıklar Fuat ve Ahmet hakkında katılan …’e karşı “Kasten Yaralama” suçlarından verilen “beraat” kararlarına yönelik olduğunun tespiti ile yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında katılan … Deri’ye karşı “Kasten Yaralama” suçundan verilen “beraat” kararına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında katılan … Deri’ye karşı “Kasten Yaralama” suçundan verilen “beraat” kararına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Oluş, dosya kapsamı ve mahkemece üstünlük tanınan katılanlar Muhammed ve Ahmet’in kovuşturma aşamasında 10/05/2016 tarihli celsede tespit olunan beyanlarına göre, katılan …’i yaralayanın tek başına sanık … olduğu anlaşılmakla, sanık … hakkında katılan …’e karşı “mahkûmiyet” kararı yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
b) Sanık hakkında, 2001 doğumlu katılan …’e karşı, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-b maddeleri kapsamında soruşturma yürütülüp kamu davasının açılması, kovuşturma aşamasında eylemin sadece TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kaldığının kabul edilmesi karşısında, her ne kadar soruşturma aşamasında, reşit olmayan katılan
adına kanuni temsilcisi olan babası tarafından 26/01/2016 tarihli “uzlaşma teklif formu” imzalanarak uzlaşmak istenilmediği beyan edilmiş ise de, soruşturma konusu eylemin uzlaşma kapsamında bulunmaması nedeniyle bahse konu uzlaşma teklifinin geçersiz olduğu, yargılama aşamasında değişen suç vasfı ve 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişiklik itibariyle sanığın, katılan …’e karşı “silahla basit yaralama” eyleminin, farklı mağdura karşı işlenmiş olması sebebiyle katılan …’e karşı gerçekleştirilen eylem yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilerek, taraflar arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
3) Sanık … hakkında katılan …’e karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan “mahkûmiyet” hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluş, dosya kapsamı ve mahkemece üstünlük tanınan katılanlar Muhammed ve Ahmet’in kovuşturma aşamasında 10/05/2016 tarihli celsede tespit olunan beyanlarına göre, katılan …’i yaralayanın tek başına sanık … olduğu anlaşılmakla, katılan …’e karşı gerçekleştirilen eylem sebebiyle sanık … yönünden, mahkûmiyete yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek, sanığın atılı suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
4) Sanıklar … ve … haklarında katılan …’ye karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan “mahkûmiyet” hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı
iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza
dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanıklar lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.