YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12835
KARAR NO : 2020/16822
KARAR TARİHİ : 19.11.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık … hakkında, sanık …’ye karşı 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kalan “Kasten Yaralama” suçundan yürütülen soruşturma sırasında Cemal’in, kolluk tarafından tespit olunup imza altına alınan 01/06/2014 tarihli beyanında “…’dan şikâyetçi değilim” şeklinde beyanda bulunduğu, soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı suçlarda, şikâyetten vazgeçmeden dönülemeyeceği anlaşılmakla, her ne kadar …, kovuşturma aşamasında şikâyetçi olduğunu ve kamu davasına katılmak istediğini beyan etmiş ve mahkemece “katılan” sıfatıyla kamu davasına kabulüne karar verilmiş ise de bunun hukuken hükümsüz olduğu, bu itibarla sanık … müdafiinin temyiz talebinin, kendi müvekkili hakkında kurulan hükümlere yönelik olduğunun tespiti ile yapılan incelemede,
1) Sanık hakkında katılan …’ya karşı “Hakaret” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın, katılan …’ya karşı işlediği, 5237 sayılı TCK’nin 125/1. maddesi kapsamındaki “Hakaret” suçu yönünden soruşturma aşamasında taraflara uzlaşma teklif edilmiş ve katılan …, 01/06/2014 tarihli “uzlaşma teklif formu”nu imzalayarak uzlaşmak istemediğini beyan etmiş ise de sanığın aynı zamanda katılan …’a karşı işlediği ve uzlaşma kapsamında bulunmayan TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/3. maddeleri kapsamında bulunan “Kasten Yaralama” suçunun uzlaşmaya tabi olmaması ve söz konusu tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereği uzlaşmaya tabi olmayan bir suçla birlikte işlenen “Hakaret” suçunun da uzlaşma kapsamında olmadığı, bu itibarla bahse konu uzlaşma teklifinin geçersiz olduğu; 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına
“birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişiklik sonrasında ise farklı mağdura karşı işlenen “Hakaret” suçu yönünden uzlaştırma usulünün uygulanabilir hale geldiği anlaşıldığından, sanık ile katılan … arasında 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
b) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
2) Sanık hakkında katılan …’a karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu İstanbul Anadolu Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 03/06/2014 tarihli raporda, “bilateral nasal kemikte, bilateral maksiller sinüs medial duvarda, nazal septumda fraktür, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayat fonksiyonlarına etkisi orta (3) derecedir, yüzünde sabit ize neden olup olmadığı hususunda cevap verilebilmesi için şahsın olay tarihinden 6 ay sonra Şube Müdürlüğümüze muayene olmak üzere gönderilmesi gerektiği” şeklinde görüş belirtilmesi karşısında söz konusu hususta rapor aldırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
c) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1. maddesine göre temel cezanın belirlenmesi sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 19/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.