YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13100
KARAR NO : 2020/17011
KARAR TARİHİ : 23.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Oluşa, mağdurun ve mağdurun annesi olan …’ün olayın hemen ardından soruşturmada verdiği beyanlarına, bu beyanları teyit eden adli rapora ve tüm dosya kapsamına göre, mağdur ile sanık arasında telefon satışından kaynaklanan bir ihtilaftan dolayı olay günü sanığın ele geçirilemeyen bıçak ile mağduru bıçaklayarak sol femur lateral kısımda yaklaşık 5×2 cm’lik kesi oluşacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaraladığının anlaşılması karşısında, sanığın mahkumiyeti yerine, somut olayın özelliklerine, olayın oluş ve işleyiş şekline uygun düşmeyecek yetersiz gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi,
2) Kabule göre de; mahkeme tarafından sanık hakkında bıçakla yaralama suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak sanığın müsnet suça konu eylemi suç kastı ile işlemediği kanaatine ulaşıldığından bahisle sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de, sanığın mağduru yaraladığı dosya kapsamından mağdurun savcılık ifadesi ve dosya kapsamındaki adli tıp raporunda sabit olduğu halde mahkemece eylemin kasten gerçekleştirilmediği kanaatiyle beraat kararı vermesi halinde eylemin taksirle yaralama suçunu oluşturacağı, mağdurun da şikayetten vazgeçmesi nedeniyle şikayet yokluğundan dolayı kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken eylemin kasten işlenmediği belirtilerek sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi,
3) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün
uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Mağdur …’ün 16/06/2016 tarihli celsede şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle gerekçeli karar başlığında sıfatının “mağdur” yerine “’müşteki” olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.