Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/13165 E. 2020/17372 K. 26.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13165
KARAR NO : 2020/17372
KARAR TARİHİ : 26.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu İstanbul Anadolu Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 15/12/2014 tarihli raporda, “Burun üst kısmında 1 cm’lik yüzeyel kesi, sağ orbita lateralinde ödem, batın sağ tarafta umblikusun sağında 1 cm’lik kesi, sağ el 3. flanks distalinde 1 cm’lik kesi, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olur.” şeklinde görüş belirtildiği ancak, burun üst kısmında yer alan kesi şeklindeki yaralanmanın yüz bögesi dahilinde olduğu gözetilerek yüzde sabit iz yönünden herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi mağdurdaki hangi yaralanmanın ne şekilde hayati tehlikeye neden olduğu hususu da denetime imkan verecek şekilde izah edilmediği, bu itibarla söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişyi olmadığı gözetilerek, mağdurun, tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile tüm adli muayene raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, tüm yaralanmalarına ilişkin, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsar şekilde ve hangi yaralanmanın ne şekilde hayati tehlikeye neden olduğu da açıklanarak tanzim olunan nihai rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ie yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
2) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesine göre temel cezanın tayini sırasında, TCK’nin 61. maddesinde yer alan kriterlerin somut olay ile ilişkilendirilmesi ve TCK’nin 3. maddesinde yer verilen “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek cezanın bireyselleştirilmesi gerekirken, TCK’nin 61. maddesinde belirtilen kanuni ifadelerin tekrarı ile temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm tesisi,

3) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, eylem neticesinde mağdurun hayati tehlike geçirdiğinin anlaşılması sebebiyle TCK’nin 87/1-d maddesi gereği (1) kat artırılması suretiyle belirlenecek ceza miktarının 5 yılın altında kalması halinde, ceza miktarının TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca 5 yıla çıkarılması gerekirken, TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, aynı Kanun’un 87/1-d-son maddeleri işaret edilerek doğrudan 5 yıl olarak belirlenmesi suretiyle TCK’nin 61. maddesine muhalefet edilmesi,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 26/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.