YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13212
KARAR NO : 2020/17578
KARAR TARİHİ : 30.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mağdurun temyiz talebinin incelemesinde:
Hükmün sanık ve mağdurun huzurunda verilmesine karşın yasa yolu bildiriminde yasa yoluna başvuru süresinin hükmün tefhim tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi yerine “tefhim ve tebliğ” tarihinden itibaren başlayacağının bildirilmesi nedeniyle ilgililerin yasa yoluna başvuru süresinin başlangıcı hususunda yanıltıldıkları ve gerekçeli kararın yasa yoluna başvuru tarihinin başlangıç tarihi düzeltilmek suretiyle açıklamalı olarak mağdura tebliğ edilmemesi nedeniyle mağdurun öğrenme üzerine yasal süresi içerisinde temyiz isteğinde bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yargılama sırasında mağdura davaya katılma hakkı hatırlatılmasına karşın davacı ve şikayetçi olmadığını beyan ettiği ve hüküm verilinceye kadar davaya katılma talebinde bulunarak katılan sıfatını kazanmadığı ve bu itibarla temyiz hakkı bulunmadığından temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2) Cumhuriyet savcısı ile sanık ve sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelemesinde:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Mağdurun yaralanmasına ilişkin olarak; Antalya Eğitim Hastanesi tarafından düzenlenen 05/10/2015 tarihli geçici doktor raporunda; mağdurun sol frontal altta belirgin şişlik, sol frontal bölgede lokal şişlik ve ağrı mevcut olduğu ve beyin cerrahisinin görmesinin uygun olduğu ve kati raporun Adli Tıp Uzmanı tarafından verileceği belirtilmesine rağmen, mağdur hakkında Antalya Eğitim ve
Araştırma Hastanesinin Adli Tıp Uzmanından alınan 06.10.2015 tarihli kesin raporda ise, mağdura ait beyin cerrahisi tarafından düzenlenen tıbbi bilgi, belgeler, film, grafi ve raporlar getirtilmeden geçici rapora dayanarak şahsın arızasının yaşamı tehliye soktuğunun belirtilmiş olmakla, hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığı nazara alınarak, yaralanmanın niteliğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilebilmesi için, mağdurun tedavi evrakları, geçici ve kesin raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
b) Kabule göre de; sanık hakkında TCK’nin 86/3-a maddesi uyarınca tayin olunan 1 yıl 6 ay hapis cezasının TCK’nin 87/1-d maddesi gereğince bir kat artırılarak 2 yıl 12 ay hapis cezasına hükmedilmesi ve akabinde maddenin son fıkrası uyarınca bu cezanın 5 yıldan az olamayacağından 5 yıl hapis cezasına hükmedilip ve devamında TCK’nin indirim maddeleri uygulanarak sonuç cezanın tespiti gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayin edilmesi,
c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas – 2017/247 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, sanık aleyhine temyiz bulunmadığından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 30.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.