Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/13965 E. 2020/17177 K. 24.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13965
KARAR NO : 2020/17177
KARAR TARİHİ : 24.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın yaralama eylemi sonucunda mağdurun hem duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, hem de hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmış bulunması karşısında, birden fazla nitelikli hal (TCK’nin 87/1-d ve 87/2-b maddeleri) ihlalinin ancak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılabileceği, sanığın sadece en ağır sonuç olan duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralama eyleminden sorumlu olması karşısında, TCK’nın 87/1-d maddesininin uygulanmaması ve sanık hakkında TCK’nin 87/1. son maddesinin uygulanmaması sebebiyle ek savunma hakkı alınmamasında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden tebliğnamenin bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün CMK’nin 231/11. maddesi gereğince, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için, sanığın usulüne uygun şekilde duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği, dosyanın incelenmesinde, sanığın dosyada bilinen son adresi yerine, doğrudan mernis adresine çıkartılan çağrı kağıdının Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği ve çağrı kağıdı tebliğine rağmen duruşmaya gelmediğinden bahisle hükmün yokluğunda açıklanmasına karar verildiği ancak; yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanık usulüne uygun şekilde duruşmadan haberdar edilmeden hükmün açıklanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/2-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Sanığın eylemi sonucunda müştekinin duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine ve yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaralandığının kabul edildiği olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali (TCK’nin 87/1-d ve 87/2-b maddeleri) ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi de gözetilerek hakkaniyete uygun ve sonuca etkili şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri uyarınca belirlenen “1 yıl 6 ay” hapis cezası üzerinden, TCK’nin 87/2-b maddesi gereğince iki kat artırım yapıldığında “3 yıl 18 ay” hapis cezası yerine “4 yıl 6 ay” hapis cezasına hükmedilmesi,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/ son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 24.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.