YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/14273
KARAR NO : 2020/17217
KARAR TARİHİ : 24.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Katılanın aşamalarda sanığın demir bir çubukla sırtına vurduğuna ilişkin istikrarlı beyanları, sanığın soruşturmadaki samimi beyanında katılana demir bir boruyla vurduğunu belirtmesi, Siirt Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 11.11.2015 tarihli raporunda ”… omuzda ağrı şikayeti olduğu, lezyon izlenmediği…. Olayın stresi nedeniyle her iki tarafında darbenin geldiği yeri yanlış ifade etmesinin mümkün olduğu…. omuzda ağrı şikayetinin olduğu ancak lezyon izlenmediği belirtilmekle birlikte künt travmaların dış muayenede bulgu vermeyecek şekilde yaralanma oluşturabileceğinin tıbben bilindiği, şahsın omuz bölgesine aldığı darbenin dışarıdan görülebilecek şekilde travmatik bulgu oluşturmamasının mümkün olduğu, bu nedenle omuzda künt travmatik yaralanmanın …. Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu…” şeklindeki katılanın beyanıyla uyumlu yaralanmasını ortaya koyan raporundaki tespitler ile tüm dosya içeriğine göre, sanığın katılanı yaraladığı sabit olduğu halde yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle atılı suçtan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi,
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d.
maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3) Katılan hakkında Siirt Devlet Hastanesi’nin 16.05.2016 tarihli psikiyatri uzmanı tarafından verilen raporunda ”… isimli …. Sınır Zeka Düzeyi + Davranım Bozukluğu tanıları saptanan hastanın TCK 32/2 kapsamında değerlendirilebileceği tıbbi kanaatine varılmıştır.” şeklindeki tespit karşısında, katılanın suç tarihinde beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulacak mahkumiyet hükmünde 5237 sayılı TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.