YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/14783
KARAR NO : 2020/11301
KARAR TARİHİ : 21.09.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, silahla tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlere dair
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, katılan sanık … müdafii, katılan … vekili, o yer Cumhuriyet savcısı
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık … hakkında müşteki …’a karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının türü ve miktarı itibariyle verilen hükmün, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. madde gereğince kesin nitelikte olup temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz talebinin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2)Sanık … hakkında katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Kasıtlı suçtan verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafii, katılan vekili ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Katılan vekilinin aleyhe temyiz talebi karşısında, temyiz isteminin suç vasfına yönelik olduğu ve bu nedenle hükmün kesin nitelikte olmayıp, temyiz incelemesine tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Katılan … hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim edilen 17.04.2014 tarihli adli raporda; “sağ gluteal bölgede 1/2’den ve 1/3 üst kısımdan 3 cm lik kesici delici alet yaralanmasının olduğu ve yara derinliğinin 10 cm ölçülmesi nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı” tespiti yapılmasına karşısında, sanığın temel cezasının 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekirken, TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca belirlenmesine karar verilmesi suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
b) 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesine, 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen veya kesinleşen suçlar bakımından uygulanabileceği, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce 17.02.2012 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, hakkında takdiri indirim maddesi de uygulanan sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden bahisle şartları oluşmadığı şeklindeki kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA,
4) Sanık … hakkında müştekiler …, …, … ve …(…)’a yönelik silahla tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Hükümde müşteki …’un soy isminin Kol olarak gösterilmesi suretiyle maddi yazım hatası yapılması,
b) Yapılan yargılamaya, oluşa, dosya içeriğine göre, sanık …’un suçlamayı kabul etmemesi ve tanık …’un ifadesinde sanık …’un elinde bıçak görmediğini beyan etmesi karşısında, kovuşturma aşamasında silahla tehdit eylemine ilişkin beyanları alınmayan müştekiler …, … ve …’dan sanık …’un kendilerini bıçakla tehdit edip etmediği sorularak, bu konuda beyanlarının alınmasından sonra katılan sanık …’un hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik kovuşturma ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre;
c) Tarafların karşılıklı olarak kavga ettikleri, alınan doktor raporuna göre katılan sanık …’nın da yaralandığı, karşılıklı eylemleri nedeniyle mahkumiyetlerine karar verildiği ve müşteki sanık … hakkında katılan sanık …’a karşı kasten yaralama suçundan hüküm kurulduğu sırada, kavgada ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiği konusunda belirsizlik bulunması nedeniyle haksız tahrik hükmünün uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas, 367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinden, sanık … lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün asgari oranda (1/4) uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 21.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.