Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/15527 E. 2020/19148 K. 15.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/15527
KARAR NO : 2020/19148
KARAR TARİHİ : 15.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarına göre, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamda 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesinin uygulanması karşısında, hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK’nin 58. ve 5275 sayılı CvGTİHK’nin 108/3. maddeleri uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Sanık hakkında hüküm kurulurken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/ Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3 maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas
sayılı kararı uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b)Sanığa ek savunma hakkı verilmeden iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
c)Sanığın eylemini kardeşine karşı bıçak ile işlediği belirtilip, hükümde sanığın cezasından artırım yapılırken uygulanan kanun maddesinin 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a-e maddesi yerine sadece 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesi şeklinde gösterilmesi,
d)Sanığın kardeşi olan müştekiye karşı kasten yaralama eylemini silahtan sayılan bıçak ile gerçekleştirdiğinin iddia ve kabul olunmasına rağmen, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen temel cezasının, aynı olayda iki nitelikli halin (5237 sayılı TCK’nin 86/3-a ve 86/3-e bendlerinin) birleşmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesi gereğince cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
e)Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.02.2019 tarih, 2017/3-308 Esas – 2019/61 sayılı ilamı ve Dairemizin yerleşik içtihatları karşısında, müştekinin adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2.) derece olduğu belirtilmesine rağmen, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/3) oranında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
f)Müştekinin hakkında sanığa yönelik hakaret suçu nedeniyle şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme hükmü de verildiği gözetildiğinde sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
g)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 15.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.