YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/15817
KARAR NO : 2021/1715
KARAR TARİHİ : 21.01.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILAN SANIKLAR : …, …
KATILANLAR : …, …,
MAĞDUR SANIK : …
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Katılan … ve katılan sanık … müdafii, katılanlar Osman, Adem ve mağdur … vekili
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık …’in mağdur …’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik mağdur vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık … hakkında şikayetçi olmadığını bildiren ve bu sanık yönünden katılan sıfatını alamayan mağdur …’ın 5271 sayılı CMK’nin 242/1 ve 260/1. maddeleri uyarınca hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, mağdur vekilinin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanık …’ın katılan …’ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Katılan … vekiline tefhim edilen hükme karşı, 04.01.2016 havale tarihli süre tutum dilekçesi ile bu hükmü temyiz etmediği, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde gösterilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra katılan vekilinin 09.02.2016 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi ile yaptığı temyiz isteğinin reddine ilişkin 23.02.2017 tarihli ek kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddi ile redde ilişkin ek kararın istem gibi ONANMASINA,
3) Sanık … ve Barış’ın katılanlar Hatice ve Caner’e karşı kasten yaralama suçlarından kurulan beraat hükümlerine, sanıklar Osman ve Numan’ın katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
4) Sanık … hakkında katılanlar Osman ve Adem’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanık hakkında katılan …’e karşı yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden; Katılan … hakkında Eskişehir Devlet Hastanesince düzenlenen 06.12.2013 tarihli raporda “sol kaş üzerinde 2×1 cm. cilt kesisi, burun sol tarafta göz altında uzanan 5×5 cm. yüzeyel cilt kesisi” olduğunun belirtilmesi karşısında, katılan …’in tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, meydana gelen yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığına ilişkin 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık hakkında her iki katılana karşı yaralama suçundan kurulan hükümler yönünden;
b) Uygulamaya göre; Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya
aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Mahkemenin “ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tereddütsüz anlaşılamaması” şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında TCK’nin 29. maddesi uyarınca (1/2) oranında haksız tahrik indirimi uygulanmışsa da, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği durumlarda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oran olan (1/4) oranında uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 21.01.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.