Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/16613 E. 2021/1083 K. 14.01.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/16613
KARAR NO : 2021/1083
KARAR TARİHİ : 14.01.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 32/1. maddesi kapsamında, Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesince tanzim olunan, 21.03.2016 tarihli heyet raporunda “cezai ehliyeti tamdır.” şeklinde görüş belirtilmiş ve bu rapor hükme esas alınmış ise de, bahse konu raporun ayakta yapılan muayene neticesinde düzenlenmiş olması, mağdur …’ın kovuşturma aşamasında tespit olunan “Eşim sinir hastasıdır, sürekli ilaç kullanıyor, ilaçlarını içmediğinde de çok agresif davranışlar sergiliyor.” şeklindeki beyanı, sanığın adli sicil kaydında mevcut, Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesine ait, 13.03.2016 tarihinde işlediği “eşe karşı hayati tehlike geçirecek şekilde yaralama” suçundan görülen 2018/318 Esas ve 2018/386 Karar sayılı ilama ilişkin yargılama sırasında, Dicle Üniversitesi Hastanesince düzenlenen raporda şizofreni hastası olan sanığın ceza ehliyetinin bulunmadığı ve TCK’nın 32/1 maddesi kapsamında kaldığının ifade edilmesi ve sanık hakkında TCK’nin 32/1. ve 57. maddeleri gereği hüküm kurulması, sanığın temyiz dilekçesi ekinde sunduğu sağlık raporunda, “organik olmayan psikoz(tedavi ie düzelmeyen)” hastalığı nedeniyle %80 engelli olduğunun belirtilmesi karşısında, hükme esas alınan Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine ait rapor ile diğer deliller arasında çelişki bulunduğu anlaşılmakla sanığın, bahsedilen tüm sağlık raporları ile birlikte, TCK’nin 32/1. maddesi kapsamında bulunup bulunmadığı hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde nihai rapor temini için Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesine sevki sağlanarak tanzim olunacak rapora göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayininde zorunluluk bulunması,
2) Sanığın, 5237 sayılı TCK’nin 32/1. maddesi kapsamında bulunmadığının tespiti halinde, yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı
Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3) Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14/01/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.