Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/19462 E. 2020/11197 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19462
KARAR NO : 2020/11197
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 180,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair …1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2009 tarihli ve… Karar sayılı kararını müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 29.11.2012 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-e, 29, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 180,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve 2019/349 Esas, 2019/502 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 16.04.2020 tarihli ve 2019/21994 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2020 tarihli ve 2020/44791 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamelerde;
Sanığın yokluğunda verilen …1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2009 tarihli kararının, posta dağıtım görevlisi tarafından tebligat mazbatasına “zatına” ve “cezaevi” şeklinde şerh düşülerek 23.12.2009 tarihinde tebliğ edilip 10.02.2010 tarihinde kesinleştirilmiş ise de,
Sanık hakkındaki cezaevi bilgilerini içeren belgenin incelenmesinde, sanığın ceza infaz kurumuna 08.04.2008 tarihinde giriş yaptığı, 11.02.2010 tarihinde ise … Açık Ceza İnfaz Kurumuna sevk edildiği, adı geçen şahsın tebliğ tarihi olan 23.12.2009 tarihinde kurumda bulunduğu,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 19 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddeleri uyarınca, tutuklu ve hükümlülere ait cezaevi adresine çıkarılan tebligatın bizzat kendilerine yapılması gerektiği, bu tebligatın yapılmasını cezaevi veya müessese müdürünün, bunlar yoksa idare eden memurun temin etmesi gerektiği, ancak 1 yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanlara ait tebligatın, Yönetmeliğin 19. maddesi uyarınca hükümlünün yasal temsilcisine (vasisine) yapılmasının gerektiği, bu açıklamalar ışığında hükümlü bulunan adı geçenin vesayet altına alınıp alınmadığı araştırılarak vesayet altına alınmış ise tebligatın vasisine yaptırılması, vesayet altına alınmamış ise vesayet altına alınması yönündeki hukukî sürecin tamamlanmasından sonra usulüne uygun olarak vasiye tebliğ yapılması gerektiği, somut olayda sanığa usulüne uygun tebliğ yapılmadığı gibi yasal temsilcisine karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin başlangıç zamanı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, bu haliyle yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağının anlaşılması karşısında, esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair …1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2009 tarihli ve… Karar sayılı kararın sanığın … adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ mazbatasında adresin üzeri çizilerek “Cezaevi” yazıldığı ve 23.12.2009 tarihinde “zatına” şerhi ile tebliğ edildiğinin bildirilmesi üzerine 11.02.2010 tarihinde kesinleştirmesinin yapıldığı anlaşılmış ise de; dosya kapsamındaki yazı cevaplarına göre 23.12.2009 tarihinde …Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanık yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 19 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddeleri uyarınca, tutuklu ve hükümlülere ait cezaevi adresine çıkarılan tebligatın bizzat kendilerine yapılması gerektiği, bu tebligatın yapılmasını cezaevi veya müessese müdürünün, bunlar yoksa idare eden memurun temin etmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, ayrıntıları CGK’nin 17.01.2017 tarih ve 2015/15-536 Esas 2017/14 sayılı kararında açıklandığı üzere; ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın yokluğunda verilen kararın CMK’nin 35/3. maddesindeki “İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.” hükmüne uygun şekilde tebliğinin yapılması da şarttır. Böylece sanığa yapılan tebligatın geçersiz olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararın kesinleşmesinden de söz edilemeyecektir. Bu nedenle denetim süresi de başlamayacağından henüz kesinleşmeyen hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.

Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; …1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve 2019/349 Esas, 2019/502 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.