YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19472
KARAR NO : 2020/11205
KARAR TARİHİ : 21.09.2020
Kasten yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 21/2, 86/3-e, 29 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresi belirlenmesine ve suça konu tabanca, fişek ve şarjörün 5237 sayılı Kanun’un 54. maddesi gereğince müsaderesine dair…5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2012 tarihli ve … Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlemediğinden bahisle hakkındaki hükmün ortadan kaldırılarak, müsadere kararına konu tabanca, fişek ve şarjörün iadesine dair talebi üzerine, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlemediği gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine; tabanca, fişek ve şarjörlerin iadesine yönelik talebinin reddine ilişkin İstanbul Anadolu 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2017 tarihli ve … Karar sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 27.03.2020 tarihli ve 2019/20741 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2020 tarihli ve 2020/42322 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, müsadere kararının hükme bağlı olduğu, somut olayda da sanık hakkında…5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2012 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlemediğinden bahisle düşme kararı verildiği, müsadere kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile birlikte verildiği, anılan kararın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda denetim süresinde suç işlenmemesi üzerine kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının artık hukuken mevcut bulunmadığı, müsadere kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara bağlı olarak verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesinin ardından, denetim süresinde suç işlemediği anlaşılan sanık hakkında kesin hükümle sonuçlanmış bir mahkumiyet kararının artık bulunmadığı ve müsadere kararına konu tabancanın sanığın görevi nedeniyle şahsına tahsis edildiği de nazara alındığında, söz konusu tabanca ve eklerinin gerekli işlemlerin yapılması için idareye teslimine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında…5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2012 tarihli ve … Karar sayılı kararı ile yaralama suçundan mahkumiyetine, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesine göre açıklanmasının geri bırakılmasına ve suçta kullanılan tabancanın müsaderesine karar verilmiştir. Kararın 12.06.2012 tarihinde kesinleşmesinden sonra sanık 21.06.2017 havale tarihli dilekçesi ile; “sabıka kaydına konu olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını sürenin dolması nedeniyle silinmesini ve…Adli Emanetin 2011/1239 sırasında kayıtlı tabanca ve bu tabancaya ait bir adet şarjörünün tarafına iadesi”ni talep etmiştir.
Mahkemenin 03.07.2017 tarihli ek kararı ile sanığın denetim süresi içerisinde suç işlememesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 231/10 ve 223/8. maddelerine göre hükmün ortadan kaldırılmasına ve davanın düşürülmesine, tabancanın iadesine ilişkin talebin ise reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu bilgilere göre; 5271 CMK’nin 231/5. maddesinin son cümlesine göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına bağlanan hukuki sonucun “sanık hakkında hiçbir hukuki sonuç doğurmaması” olduğudur. CGK’nin 18.12.2012 gün, 2012/157 Esas ve 2012/1858 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, müsadere kanunda yazılı durumlarda belirli malların mülkiyetinin sahiplerinden alınarak devlete geçmesini sağlayan bir güvenlik tedbiri olup, eğer müsadere eyleme bağlı olup eşyanın bulundurulması, üretimi, kullanılması, alım satımı ve taşınması suç oluşturmuyorsa zoralım kararı verilemeyecektir. Açıklanması geri bırakılan kararın deneme süresi sonunda koşulların gerçekleşmesi halinde kamu davasının düşmesine dair hüküm nedeniyle kasıtlı suçun işlenmesinde kullanma şartı henüz gerçekleşmemiş ve suçun sabit olup olmadığı belirsizliğini korumaktadır.
İncelenen dosyada; astsubay olan sanığa tabancanın görevi gereği verildiği beyan edilmiş ise de dosya içerisinde bu duruma dair herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Buna göre; suçta kullanılan ancak görevi gereği kendisine verildiği beyan edilen tabancanın beyan edildiği gibi kendisine görevi gereği verilip verilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre de idareye teslimine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu husus araştırılmadan talebin reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İstanbul Anadolu 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2017 tarihli ve … Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.