YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19667
KARAR NO : 2020/11837
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.240,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dai… 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2018 tarihli ve 2017/488 Esas, 2018/426 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 30.04.2020 tarihli ve 2020/2841 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2020 tarihli ve 2020/46502 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08.11.2018 tarihli ve … Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanun’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesine eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki düzenlemenin, suç tarihinin ve sanığın adlî sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara ilişkin kesinleşme tarihinin 28.06.2014 ve sonrası olması hâlinde uygulanabileceği nazara alındığında, sanığın adli sicil kaydında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 10.12.2019 tarihinde kesinleşen İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2013 tarihli ve 2011/683 Esas, 2013/53 sayılı kararına konu suç tarihinin 08.10.2011 tarihi olduğu bu halde anılan kararın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel oluşturmayacağı ve İstanbul 70. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2015 tarihli ve 2014/452 Esas, 2015/185 sayılı kararına konu suç tarihinin 14.12.2012 olduğu ve 28.06.2014 tarihinden önce olduğu nazara alındığında; yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak, takdiri indirim uygulanan sanık hakkında diğer koşullar değerlendirilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararların bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Ayrıca, bahsi geçen maddenin 8. fıkrasında; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/06/2014-6545 S.K./72. md) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” hükmü yer almaktadır.
CMK’nin 231/8. maddesine ilişkin 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesinin gerekçesinde de bu durum; “Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 nci maddesinin sekizinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde sanığın tabi tutulacağı denetim süresi içinde sanık hakkında bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği düzenlenmektedir. Söz konusu maddenin uygulanmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanıklar hakkında işledikleri diğer suçlardan dolayı da birçok kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği görülmektedir. Yapılması öngörülen değişiklikle, bu uygulamaya son verilmesi ve denetim süresi içinde sanık hakkında bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilememesi amaçlanmaktadır. Kişinin işlediği ikinci suçun denetim süresi içinde işlenip işlenmediğinin önemi bulunmamaktadır. Daha önceden işlenen suçlar bakımından da bu yasak uygulanacaktır.” şeklinde ifade edilmiştir.
Buna göre 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra işlenen suçlar için, hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan sanıklarla ilgili bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyecektir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık …’ın kasten basit yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanığın adli sicil kaydında yer alan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen İstanbul 70. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2015 tarihli, 2014/452 Esas ve 2015/185 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 31.03.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine bu suç yönünden sanık hakkında denetim süresi başlamıştır. Böylece CMK’nin 231/8. maddesindeki; “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki düzenleme gereğince inceleme konusu kasten basit yaralama suçu yönünden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyecektir. Sanığın kasten basit yaralama suçunu adli sicil kaydındaki diğer kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşme tarihinden önceki bir tarihte gerçekleştirmiş olmasının önemi bulunmamaktadır. Zira sanığın bu suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi 31.03.2015 tarihinde başlamış ve kasten basit yaralama suçundan mahkemece 08.06.2018 tarihinde karar verilmiştir. 31.03.2015 tarihinden sonra sanık hakkında kasıtlı bir suçtan yeni bir hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Böylece, sanık hakkında mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.