Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/20233 E. 2020/13191 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20233
KARAR NO : 2020/13191
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

Silahla kasten yaralamaya teşebbüs ve silahla kasten yaralama suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 62/1 (5’er kez) ve 35/2. (3 kez) maddeleri uyarınca 3 defa 7 ay 15 gün ve 2 defa 1 yıl 3 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Şarköy Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli ve 2016/68 Esas, 2017/411 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 21.05.2020 tarihli ve 2020/1873 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2020 tarihli ve 2020/49144 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 22.03.2017 tarihli ve 2016/7143 Esas, 2017/3141 sayılı ilamında yer alan “…Sanık … hakkında aynı suç işleme kararı altında ve birbirinin devamı olan olayda, mağdur …’e yönelik gerçekleşen birden fazla eylemin tek bir suça vücut vereceği ancak failin fikri içtima hükümleri uyarınca en ağır eyleminden dolayı cezalandırılacağı gözetilmeden, somut olayda sanığın hem kasten yaralama hem de silahla kasten yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini hususunda mahallinde kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;..” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, müştekiler ilk ifadelerinde sanığın kendilerini bıçakla yaralamaya teşebbüs ettikten ve kendileri olay yerinden ayrıldıktan beş dakika sonra yanına 6-7 kişi alarak bu defa kendilerini bıçakla yaraladığına ilişkin beyanda bulunmuş ise de, 06.01.2016 tarihli kolluk araştırma tutanağının incelenmesinden, olay yerindeki esnafın çevrede tarafları yatıştırmaya çalışan ve merakla olayı izleyen bir kalabalığın olduğu yönünde bilgi verdiğinin, müştekilerin kollukla yaptığı sonraki görüşmede kendilerini darp eden başkaca kişiler olup olmadığından aslında emin olamadıkları, çevredeki kalabalığın kendilerini ayırmaya çalışmış da olabileceğine dair beyanda bulunduklarının anlaşılması karşısında, yaralamaya teşebbüs ile yaralama eylemleri arasında beş dakika geçtiği ve sanığın yeni bir suç işleme kastıyla hareket ettiğine ilişkin müştekilerin kolluk araştırma tutanağına yansıyan beyanlarıyla çelişen ilk ifadeleri dışında, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı herhangi bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın elindeki bıçakla müştekiler …, … ve …’ı önce yaralamaya teşebbüs etmesi, sonrasında ise müştekilerden … ve …’ı bıçakla kasten yaralaması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin aynı suç işleme kararı altında ve aynı zaman dilimi içerisinde, aynı mağdurlara yönelik gerçekleşmesi nedeniyle tek suça vücut vereceği, ancak failin 5237 sayılı Kanun’un 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümleri uyarınca en ağır eyleminden dolayı cezalandırılacağı gözetilerek, sanığın yalnızca müştekiler … ve …’a karşı gerçekleştirdiği silahla kasten yaralama, …’a karşı gerçekleştirdiği silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, müştekiler Oğuzhan ve …’e karşı birbirinin devamı olarak gerçekleşen eylemler yönünden hem silahla kasten yaralama hem de silahla yaralamaya teşebbüs suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararların bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan hüküm kurulurken temel cezanın TCK’nin 86/2. maddesi gereğince belirlenmesi gerektiği gözetilmeden TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenmesi,
2) Sanık hakkında tamamlanmış yaralama suçundan hüküm kurulurken mağdurların adli raporlarına göre yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin bildirildiği halde temel cezanın TCK’nin 86/2. maddesine göre belirlenmesi yerine TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenmesi hususlarının da kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 12.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.