YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20621
KARAR NO : 2020/11821
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
…’ü kasten yaralama suçundan sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/3, 21/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun’un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2017 tarihli ve 2017/184 Esas, 2017/749 Karar sayılı kararının Dairemizin 14.11.2018 tarihli ve 2018/3457 Esas, 2018/17430 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanığın hakkında uygulanan tekerrür hükümlerinin kaldırılması talebi üzerine, dosyanın yeniden esasa kaydedilerek yapılan yargılama sonucunda sanığın, 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 87/3, 21/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2018/942 Esas, 2019/244 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 12.06.2020 tarihli ve 2020/3370 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2020 tarihli ve 2020/52375 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5237 sayılı Kanun’un 58/1. maddesinde yer alan, “Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, sanık hakkında tekerrüre esas kabul edilen… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/207 Esas, 2012/328 sayılı kararına karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine bozularak yeniden yapılan yargılama sonucunda… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2014 tarihli ve 2014/343 Esas, 2014/484 sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, şartları oluşmadığı hâlde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulandığı, sanığın da belirtilen sebeple hakkında uygulanan tekerrür hükümlerinin kaldırılması talebi üzerine, mahallinde Mahkemesince yalnızca alınan hususa ilişkin olarak bir ek karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, talebin yargılamanın yenilenmesi niteliğinde kabul edilerek dosyanın yeniden esasa kaydedilmesi ve yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararların bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nin 311. maddesinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlerde başvurulacak bir yol olup hukuki niteliği itibarıyla olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnai ve sınırlı olarak
sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır.
5271 sayılı CMK’nin 311. maddesinde belirtildiği üzere, kesinleşen bir hükümle sonuçlanan davanın, yargılamanın yenilenmesi yolu ile hükümlü lehine yeniden görülebilmesi için;
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması,
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması veya görüş bildirmesi,
c) Kararı veren hakimlerden birinin görevini yaparken kusurlu davranması,
d) Kararın dayandığı hukuk mahkemesi kararının kesinleşmiş bir kararla bozulması,
e) Hükümlünün beraatini veya daha hafif bir suçtan cezalandırılmasını gerektirecek yeni delil ve olayların ortaya çıkması,
f) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması gerekir.
Maddede sınırlı olarak sayılan bu haller dışında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, 5271 sayılı CMK’nin 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer bir olağanüstü kanun yolu olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi ise 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.”
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, Yargıtay Ceza Daireleri kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yolu olup bu yetki sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir. Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Yargıtay Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adına bu yetkiyi kullanır. İtiraz, daire kararında gerek maddî ve gerek usul hukukuna aykırı olduğu saptanan hususlara yönelik olabilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itiraz yasa yoluna başvurusunu “itirazname” denilen belgeyi düzenleyerek yapar. İtiraz başvurusunda itiraz nedenlerinin açık ve gerekçesiyle birlikte yazılı olarak bildirilmesi gerekir.
İncelenen dosyada; sanık … hakkında mağdur …’ü kasten yaralama suçundan açılan dava sonucunda … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin
12.05.2014 tarihli, 2013/312 Esas 2014/310 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet kararı verildiği, verilen kararın sanık tarafından temyiz edildiği, Dairemizin 01.03.2017 tarihli, 2016/8206 Esas 2017/2161 Karar sayılı ilamı ile hükmün eylemin TCK’nin 21/2. maddesinde düzenlenen olası kastla işlenilip işlenilmediğinin tartışılması açısından bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2017 tarihli, 2017/184 Esas 2017/749 Karar sayılı ilamı ile sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 87/3, 21/2, 62. maddeleri uyarınca sonuç olarak 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanığın… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2012 tarihli, 2011/207 Esas ve 2012/328 Karar sayılı kararı ile mükerrir olduğundan bahisle verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, verilen kararın Dairemizin 14.11.2018 tarihli, …Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Sanık yerel mahkemeye hitaben verdiği 26.12.2018 tarihli dilekçesi ile hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmişse de tekerrüre konu… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/343 Esas sayılı dosyasında hakkında beraat kararı verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, hakkında uygulanan mükerrir cezanın kaldırılmasına karar verilmesini bildirerek yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.
Sanık hakkında tekerrüre esas kabul edilen… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/207 Esas, 2012/328 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında mahkumiyet kararı verilerek karar kesinleştirilmiş ise de; sanık tarafından yapılan itiraz üzerine 11.09.2012 tarihli ek karar ile itirazın kabulü ile infazın durdurulmasına karar verildiği, kararın temyizen incelenmek üzere gönderildiği Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16.01.2014 tarihli, 2013/10022 Esas 2014/926 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu ve bozma sonrası yapılan yargılama sonucu sanık …’ün… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2014 tarihli, 2014/343 Esas 2014/484 Karar sayılı ilamı ile atılı suçtan beraatine karar verildiği, söz konusu kararın ise temyiz edilmeden 15.07.2014 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması üzerine; mahkemece sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 311. maddesinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesinin yasal koşullarının oluştuğu ve sanığın talebinin kabule şayan olduğu kabul edilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 87/3, 21/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Buna göre; sanığın tekerrüre esas alınan suç yönünden beraatine karar verilmiş olması nedeniyle sanık hakkında uygulanma koşulu oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesindeki mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi şeklindeki hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK’nin 311. maddesinde sınırlı olarak sayılan nedenlerden birini oluşturmadığı açıktır. Bu nedenle bu hukuka aykırılığın yargılamanın yenilenmesi kanun yolu ile giderilmesi mümkün değildir.
Bununla birlikte bu hukuka aykırılığın kanun yararına bozmaya konu talepnamede bahsedildiği gibi ek karar ile de giderilmesi mümkün değildir. Zira, kesinleşen bir hüküm, ancak yargılamanın yenilenmesi veya sonradan yürürlüğe giren ve sanık lehine olan kanun gereğince uyarlama yapılması ya da Yargıtay tarafından kanun yararına bozulması yoluyla veyahut kanunda yer alan açık bir hüküm gereğince değiştirilebileceği, bu durumlar olmadan mahkemenin daha önce verdiği hükmü değiştirmesi veya ortadan kaldırıp yeni bir hüküm kurmasının ise mümkün olmadığı, bu itibarla asıl kararda yer alan mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün uygulanmamasına yönelik ek karar verilmesi halinde, bu ek kararın hukuki geçerliliği bulunmayan yok hükmünde bir karar olacağı ortadadır.
Ancak anılan hukuka aykırılığın Dairemizin 14.11.2018 tarihli, …Karar sayılı onama ilamına karşı 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesindeki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz kanun yolu ile giderilmeye çalışılması mümkün görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamedeki talep değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden;… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2018/942 Esas, 2019/244 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Gİ./TH. (E.Y. – 33)