YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20633
KARAR NO : 2020/13179
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/1-c, 87/1-son, 29 ve 62. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/246 Esas, 2019/169 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 10.06.2020 tarihli ve 2019/14410 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2020 tarihli ve 2020/51541 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1) Sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun’un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz karar verilmesinde,
2) Sanığın katılanı yüzünde sabit ize neden olacak ve hayati fonksiyonlarını hafif (1) derecede etkileyecek şekilde kemik kırığına neden olacak şekilde yaralaması karşısında, birden fazla nitelikli hal ihlal ederek eylemini gerçekleştiren sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken anılan Kanun’un 61 ve 3. maddelerinde belirtilen cezada orantılılık ilkeleri dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayini gerekliliğinin gözetilmemesinde,
3) Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86/1. maddesi uyarınca belirlenen 1 yıl hapis cezasına anılan Kanun’un 87/1-c maddesi gereğince 1 kat artırım uygulandıktan sonra cezanın 3 yılın altında kalması nedeniyle aynı Kanun’un 87/1-son maddesi uyarınca cezanın 3 yıla çıkarılması gerekirken, 5 yıl hapis cezasına çıkarılması neticesinde sanığa fazla ceza verilmesinde,
4) Sanığa, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun’un 87/1-c ve 87/1-son maddeleri nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden sanık hakkında yazılı şekilde ceza verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34. ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının denetime olanak verecek şekilde olması, kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia ve savunmaya ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması suçun öğeleri ve kanıtlandığı kabul edilen olayların gösterilmesi gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçesiz hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemenin kabul ve uygulamasına göre ise; sanığın katılanı yüzünde sabit ize ve hayati fonksiyonlarını hafif (1.) derecede etkileyecek şekilde kemik kırığı oluşacak şekilde yaralaması nedeniyle, birden fazla nitelikli hali ihlal ederek eylemini gerçekleştiren sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken TCK’nin 61 ve 3. maddelerinde belirtilen “cezada orantılılık ilkesi” de dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle temel cezanın belirlenmesi gerekirken mahkemece bu husus gözetilmemiş ve ayrıca sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenen 1 yıl hapis cezasına TCK’nin 87/1-c maddesi gereğince 1 kat artırım uygulandıktan sonra cezanın 3 yılın altında kalması nedeniyle TCK’nin 87/1-son maddesine göre cezanın 3 yıla çıkarılması gerekirken, yanılgılı uygulama ile sanığın cezası 5 yıl hapis cezasına çıkarılmıştır.
Ayrıca sanığa, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-c ve 87/1-son maddeleri nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı da verilmeden hüküm kurulmuştur.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/246 Esas, 2019/169 Karar sayılı kararının 5271 sayılı 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, 5271 sayılı CMK’nin 309/4-b maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.