YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20813
KARAR NO : 2020/11707
KARAR TARİHİ : 24.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Dairemizin 15.06.2020 tarih ve 2020/4671 Esas – 2020/6691 Karar sayılı düşme ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 12.07.2020 tarihli itiraznamesi ile;
Suça sürüklenen çocuk … hakkında katılan …’u kasten yaralama suçundan TCK’nin 86/1, 87/3, 31/3 ve 53. maddeleri uyarınca kovuşturma yapılması istemiyle açılan kamu davasının yargılaması sonucunda Yalova 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2016 tarihli 2016/38 Esas, 2016/276 Karar sayılı hükmü uyarınca suça sürüklenen çocuğun TCK’nin 86/1, 87/3, 31/3, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 Tl adli para cezası ile mahkûmiyetine hükmolunduğunu, anılan hüküm suça sürüklenen çocuk müdafinin temyizi üzerine yapılan inceleme ile dairemizin 15.06.2020 tarihli ve 2020/4671 Esas- 2020/6691 Karar sayılı ilamıyla, hükmün zamanaşımı nedeniyle bozulmasına ve CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine oy birliği ile karar verildiğini; ancak dosya arasındaki mevcut raporlara göre suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK’nin 86/1, 86-3-e, 87/1-d-son maddeleri uyarınca vasıflandırılması gerektiğinin, dava zamanaşımı ise bu vasıflandırma dikkate alınarak hesaplanması gerektiğinin, bu bağlamda TCK’nin 66/1-d maddesine göre asli dava zamanaşımı süresi onbeş yıl, aynı Kanun’un 67. maddesi dikkate alınarak belirlenecek uzamış zamanaşımı süresi ise 22 yıl 6 ay olduğunu, suça sürüklenen çocuğun yaşı gözönüne alındığında bu sürenin ancak üçte ikisinin geçmesiyle davanın düşmesine karar verilebileceğini, iddianame dikkate alındığında dairemizin zamanaşımı hesabında bir hata bulunmamakta ise de somut olayda suça sürüklenen çocuğun eylemi iddianameden daha ağır bir cezayı gerektirmesi sebebi ile düşme kararı verilemeyeceğini, katılanın hayati tehlike geçirdiğinden, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nin 86/1 ,86/3-e, 87/1-d-son ve 29 maddelerinin uygulanması için dosyanın bozulması istemiyle dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşüp düşündüldü:
1)Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 15.06.2020 tarih ve 2020/4671 Esas – 2020/6691 Karar sayılı, suça sürüklenen çocuk … hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün Bozulmasına ve DÜŞMESİNE dair kararının KALDIRILMASINA,
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34. ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve temyiz denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçedeki denetim işlevini yerine getirmesi için, kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, suçun öğeleri ve kanıtlandığı kabul edilen olayların açıkça gösterilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan gerekçesiz hüküm kurulması,
b) Suça sürüklenen çocuğun katılanı silah niteliğindeki taş ile hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı olayda koşulları oluştuğu halde 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini
c) Suça sürüklenen çocuğun eylemi neticesinde katılan …’da meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 25.06.2012 tarihli raporunda, yaralanmanın katılanın yaşamını tehlikeye soktuğunun belirtildiği nazara alındığında, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken TCK’nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 31/3 maddeleri gereğince cezada artırım yapılması gerektiği gözetilmeden sadece kırıktan ceza verilmesi,
Kabule göre de;
d) Suça sürüklenen çocuğun yaralama eyleminin, katılanın hayati tehlike geçirmesine ve vücudunda 1. derecede kemik kırığı oluşmasına neden olması karşısında; TCK’nin 86/1. maddesine göre temel hapis cezasının, aynı olayda iki nitelikli halin (TCK’nin 87/1-d ve 87/3. maddelerinin) birleşmesi nedeniyle TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde cezanın alt sınırdan belirlenmesi suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,
e) Suça sürüklenen çocuğun eylemi neticesinde katılanın vücudunda hafif (1.) derecede kemik kırığı meydana geldiğinin Bursa Adli Tıp Kurumunun 25.06.2012 tarihli raporu ile bildirildiği görülmekle; 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre cezanın yarısına kadar artırılabileceğinin öngörülmesi, adli tıp kriterlerinde de kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını etkileme derecelerinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması karşısında, TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi dikkate alınarak makul oranda bir artırım yapılması gerekirken, TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesini ihlal edecek şekilde (1/4) oranında artırım yapılmak suretiyle suça sürüklenen çocuk hakkında fazla ceza tayini,
f) Suça sürüklenen çocuğunda olayda yaralandığının adli raporundan anlaşılmasına, sanığın savunması ve katılan Seyit’in soruşturmadaki ikrar niteliğindeki ifadesine göre ilk olarak katılan Seyit’in, suça sürüklenen çocuğa vurduğu anlaşılmakla; haksız tahrik oluşturan eyleme göre 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesi uyarınca cezada orantılılık ilkesi
gözetilerek, sanığın cezasından TCK’nin 29. maddesi gereğince makul bir oranda indirime
gidilmesi gerekirken, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 24.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.