Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/20826 E. 2020/13187 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20826
KARAR NO : 2020/13187
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

Eşe karşı kasten basit yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-a, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair Saray (Tekirdağ) Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2015 tarihli ve 2014/156 Esas, 2015/228 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 25.06.2020 tarihli ve 2018/1613 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.07.2020 tarihli ve 2020/55942 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın denetim süresi içerisinde tekrar suç işlendiğinden bahisle atılı suçtan verilen cezaya ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesine eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08.11.2018 tarihli ve 2018/4555 Esas, 2018/19259 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, anılan düzenlemenin incelemeye konu suç tarihinin ve adlî sicilde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kaydın kesinleşmesinin 28.06/2.014 ve sonrası olması hâlinde uygulanabileceği, somut olayda ise inceleme konusu suç tarihinin 24/.07.2013, adlî sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2012 tarihli ve 2012/29 Esas, 2012/289 Kararın kesinleşme tarihinin ise 14.11.2012 olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık …’ın eşini kasten basit yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanığın adli sicil kaydında yer alan Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2012 tarihli, 2012/29 Esas ve 2012/289 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 14.11.2012 tarihinde kesinleşmiştir. 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren CMK’nin 231/8. maddesindeki; “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki değişiklikten önce kesinleşen bu kararın sanık hakkında incelenen suç yönünden CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına engel oluşturmadığı anlaşılmış ise de; mahkemece sanığın aynı zamanda yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaate ulaşılamadığı da bildirilmiştir.
Böylece, sanık hakkında mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.