YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20829
KARAR NO : 2020/12509
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
Basit yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 29, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, katılan kurum Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili lehine 2.725,00 Türk Lirası vekalet ücreti takdirine dair Bigadiç Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2019 tarihli ve 2018/362 Esas, 2019/93 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 19.06.2020 tarihli ve 2020/2461 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2020 tarihli ve 2020/56308 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 04.04.2019 tarihli ve 2018/7425 Esas, 2019/8790 Karar sayılı ilamında “…. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun’un 20/2. maddesi gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun’dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı..” ve Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/7458 Esas, 2019/7439 Karar sayılı ilâmında “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun’dan kaynaklanan koruma yükümlülüğüne ilişkin bir kamu görevi olması nedeniyle vekalet ücretine yönelik talebin reddine” şeklinde yer alan açıklamalar karşısında, somut olayda, Bigadiç Asliye Ceza Mahkemesince 07.02.2019 tarihli ikinci oturumda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının katılan olarak davaya kabulüne karar verilmesi üzerine Bakanlık vekilinin davaya katıldığı, ancak kanundan kaynaklanan kamu görevi sebebiyle vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği anılan Yargıtay ilamlarından anlaşıldığından, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/1. maddesinin “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki hükmü karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar veren mahkeme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Bigadiç Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2019 tarihli ve 2018/362 Esas, 2019/93 Karar sayılı kararına yönelik, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamedeki yerinde görülmeyen kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.