Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/21830 E. 2020/14207 K. 21.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21830
KARAR NO : 2020/14207
KARAR TARİHİ : 21.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin 13.11.2019 tarih ve 2019/13310 Esas – 2019/20567 Karar sayılı onama ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 09.09.2020 tarih KD- 2020/66838 sayılı itiraznamesi ile;
“Şereflikoçhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 06/01/2014 gün ve 2014/6 sayılı iddianamesiyle sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan TCK’nın 37/1, 86/2, 86/3-e ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Şereflikoçhisar Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 13/05/2015 gün ve 2014/394 Esas, 2015/609 sayılı kararla sanık …’in katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13/11/2019 gün ve 2019/13310 Esas, 2019/20567 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkındaki hükmün onanmasına karar verilmiş ise de;
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 tarih ve 2015/1167 Esas – 2017/247 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nın 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,
2) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nın 86/1 ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, 87/1-d maddesi uyarınca (1) kat artırılması, bu şekilde belirlenen ceza miktarının 5 yıldan az olması halinde TCK’nın 87/1-son maddesi uyarınca 5 yıla çıkarılması suretiyle TCK’nın 87/1-d ve 87/1-son maddelerinin ayrı ayrı, denetime imkan verecek şekilde uygulanması gerekirken; TCK’nın 86/1 ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, aynı Kanun’un 87/1-d-son maddeleri uyarınca doğrudan 5 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,
3) Suç tarihinde sanıklar … ve …’i evinde misafir olarak ağırlayan sanık …’in evinin bahçesine elinde sopalarla giren katılan … ve yanındaki akrabalarının hakaret etmeleri üzerine karşılıklı olarak kavga ettikleri, bu kavga sırasında sanık …’in katılanı hayati tehlike geçirecek biçimde yaraladığı olayda sanık …’in katılan ve akrabalarına karşı haksız tahrik oluşturacak bir eylemi olmadığı halde, suç tarihinde elinde sopalarla evininin avlusuna girerek hakaret eden katılanı tahrik koşulları içerisinde yaraladığı, bu nedenle hakkında TCK’nın 29. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
Yasaya aykırılık oluşturmakta olup, hükmün açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi” talebi ile itiraz yoluna başvurulduğu, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler ile aynı Kanun’un 101. maddesi gereğince dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 13.11.2019 tarih ve 2019/13310 Esas – 2019/20567 Karar sayılı sayılı sanık … müşteki …’ı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına dair kararın KALDIRILMASINA,
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Kabul ve uygulamaya göre;
b) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarı üzerinden, mağdurun hayati tehlike geçirmiş olması nedeniyle TCK’nin 87/1-d maddesi gereği (1) kat artırım yapılması ve bu şekilde belirlenen ceza miktarının 5 yılın altında kalması halinde TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca cezanın 5 yıla çıkarılması gerekirken, doğrudan TCK’nin 87/1-d-son maddesi işaret edilerek cezanın 5 yıla çıkarılması ve bu miktar üzerinden indirimlerin yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılarak TCK’nin 61. maddesine muhalefet edilmesi,
c) Suç tarihinden bir gün önce çocuklar arasında meydan gelen kavga olayı nedeniyle iki aile arasında meydana gelen, tarafların farklı beyanlarda bulunduğu ve tarafsız görgü tanığı bulunmayan olayda; sanığın aşamalarda evde yemek yedikleri esnada evlerinin avlusuna 10-15 kişi geldiğini, şahısları uzaklaştırmak istediklerinde kendilerine sopalarla vurarak yaraladıklarını savunması, karşı grupta yer alan Şeref’in kavgaya gelenlerin evine gittikleri yönündeki sanık savunmasına uygun anlatımı, oluş ve tüm dosya kapsamı karşısında sanık lehine TCK’nin 29/1. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.