YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23160
KARAR NO : 2020/15002
KARAR TARİHİ : 28.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin 16.09.2020 tarih ve 2020/4486 Esas – 2020/10853 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15.10.2020 tarih 3 – 2016/220553 sayılı itiraznamesi ile;
“İtiraza konu uyuşmazlık; kovuşturma konusu olayda sanık … hakkında kasten silahla yaralamaya teşebbüsten kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nin 66/1-2 ve 67-2-3-4. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı süresinin tamamlanıp tamamlanmadığına yöneliktir.
5237 sayılı TCK’nin 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, anılan maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmıştır.
Zamanaşımını kesen sebepler ise 5237 sayılı TCK’nin 67/2. maddesinde sayılmıştır. Buna göre, bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Halinde, dava zamanaşımı kesilecektir. 5237 sayılı TCK’nin 67. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları gereğince kesen bir nedenin bulunması halinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak, dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde ise son kesme nedeninin gerçekleştiği tarih esas alınacak, ancak kesilme halinde zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanık … hakkında kasten silahla yaralama suçuna teşebbüsten açılan dava yönünden yönünden suç tarihi 06.08.2009 tarihi olup, en son yerel mahkemece 13.06.2014 tarihinde kurulan mahkûmiyet hükmü zamanaşımını kesmiştir. Bu nedenle gerek 8 yıllık dava zamanaşımı süresi gerekse 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresi inceleme tarihi itibariyle henüz dolmamıştır. Yüksek Dairece tebliğnamemiz doğrultusunda esasa yönelik inceleme yapılması gerekirken, zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle hükmün BOZULMASINA ve açılan davanın CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE karar verilmesi Kanuna aykırı olduğu” gerekçesi ile olağanüstü itiraz yoluna başvurulduğu, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler ile aynı Kanun’un 101. maddesi gereğince dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 16.09.2020 tarih ve 2020/4486 Esas – 2020/ 2020/10853 Karar sayılı sayılı sanık … hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine dair kararın KALDIRILMASINA,
Sanık … hakkında kasten basit yaralama suçundan uygulama yapılırken 5237 sayılı TCK’nin 86/2 maddesi uyarınca hükmedilebilecek hapis cezası 4 aydan 1 yıla kadar hapis olarak öngörülmesine karşın, kanuna aykırı şekilde temel ceza üst sınırdan fazla olarak 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş ise de; kanuna aykırı bu durum ile ilgili olarak mahallinde kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
a) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan,25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
b) Sanık hakkında silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan uygulama yapılırken 5237 sayılı TCK’nin 86/2 maddesi uyarınca hükmedilebilecek hapis cezası 4 aydan 1 yıla kadar hapis olarak öngörülmesine karşın, kanuna aykırı şekilde temel cezanın üst sınırdan fazla olarak 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
c) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.