Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/23297 E. 2020/18488 K. 09.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23297
KARAR NO : 2020/18488
KARAR TARİHİ : 09.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : Hükümlerin açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında müştekiler … ve…’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakıldığı, bu kararların 24.05.2013 tarihinde kesinleşmesi ile zamanaşımının durduğu ve sanığın denetim süresi içerisinde 24.04.2014 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle bu tarih itibariyle zamanaşımının tekrar işlemeye devam ettiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle zamanaşımının “11 ay” süre ile durduğu ancak; sanığa yüklenen suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst haddine göre, suç tarihi olan 19.08.2005 tarihi ile inceleme tarihi arasında, zamanaşımının durduğu süre de düşüldükten sonra, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 67/3-4. maddelerinde öngörülen “12 yıllık” olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE,
2) Sanık … hakkında müştekiler …, …ve …’a karşı görevi yaptırmamak için direnme ve yine sanık … hakkında müşteki …’a karşı kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nin 66/3. maddesindeki “Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.” ve yine aynı maddenin 4. fıkrasındaki “Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, sanığa yüklenen TCK’nin 265/1-3-4. maddesi ile TCK’nin 86/1, 86/3-c-e, 87/3. maddelerinde düzenlenen “görevi yaptırmamak için direnme” ve “nitelikli kasten yaralama” suçları bakımından öngörülen olağanüstü zamanaşımı süresinin, TCK’nin 66/1-d, 67/3-4. maddeleri gereğince “12 yıl” değil “22 yıl 6 ay” olduğu ve inceleme tarihi itibariyle henüz olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmediği anlaşılmakla, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
a) Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve kasten yaralama suçları yönünden; sanığın denetim süresinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükümlerin açıklanmasına karar verilirken açıklanan hükümde, Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34. ve 230. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olaylar denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak mahkemenin ulaştığı sonuç sanık, müşteki, Cumhuriyet savcısı ve diğer okuyan herkesi tatmin edici olması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve yetersiz gerekçe ile karar verilerek 5271 sayılı CMK’nin 231/11. ve 232/6. maddelerine aykırı davranılması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
b) Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden; 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle yeniden ele alınıp açıklanmasına karar verilirken, CMK’nin 231/11. maddesi uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması gerektiği; ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesinin mümkün olduğu, kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen sanığın, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanması durumunda ise erteleme ve seçenek yaptırımlara çevirme imkanının bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK’nin 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi,
c) Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve kasten yaralama suçları yönünden; özel güvenlik görevlisi olarak çalışabilmek için 5188 sayılı
Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlamış olmak ve 11. maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni almak zorunlu olup, anılan Kanun’un 23. maddesine göre özel güvenlik görevlisi olan müştekilerin kendilerine karşı işlenen suç nedeniyle kamu görevlisi sayılabilmesi için yukarıda açıklanan koşulları taşıması gerektiği anlaşıldığından, müştekilerin bu koşulları taşıyıp taşımadığı, ayrıca müştekilerin özel güvenlik görevlisi sıfatını taşımasa bile çalıştığı işyeri ve hukuki statüsüne göre TCK’nin 6/c maddesi kapsamında kamu görevlisi sayılıp sayılmayacağı araştırılmaksızın eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulması,
d) Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden; sanığın eylemini birden fazla güvenlik görevlisine karşı gerçekleştirdiği ve bu nedenle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereğince 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmesi suretiyle, hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
e) Sanık hakkında kasten yaralama suçu yönünden; sanık hakkında TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğunun kabul edilmesi halinde, sanığın üzerine atılı suçu kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle ve silahtan sayılan sallama ile işlediği anlaşılmakla, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler gereğince temel cezaya hükmedilirken TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gereğince hakkaniyete uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
f) Sanık hakkında kasten yaralama suçu yönünden; müştekinin hayat fonksiyonlarını hafif (1.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinin 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile yapılan değişikliğe kadar müstakil fıkra olduğu da dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi gereğince, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve eylemine uyan 5560 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-c-e, 87/3. maddeleri kararın gerekçe bölümünde eyleme uygulanıp, elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun belirlenmesi gerekirken, denetime olanak vermeyecek şekilde değişiklikten sonraki kanun maddeleri ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
g) Sanık hakkında kasten yaralama suçu yönünden kabul ve uygulamaya göre, adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olmasına rağmen, sanık hakkında kemik kırığı nedeniyle artırım uygulanırken “temel cezanın yarısı olan altı ayın kırık oranına göre belirlenen miktarı olan bir ay olarak artırılmasına” şeklinde hatalı hüküm kurulması,
h) Sanık hakkında kasten yaralama suçu yönünden; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 09.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.