Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/23533 E. 2020/17553 K. 30.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23533
KARAR NO : 2020/17553
KARAR TARİHİ : 30.11.2020

Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli ve 2018/955 Esas, 2019/576 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanık müdafi tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 30.01.2020 tarihli ve 2018/955 Esas, 2019/576 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2020/157 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 13.10.2020 tarihli ve 2020/10586 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2020 tarihli ve 2020/92248 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğinden bahisle yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği, ancak anılan düzenlemenin uygulanmamasına gerekçe Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 06.05.2015 tarihli ve 2013/43 Esas, 2015/25 sayılı kararının, incelemeye konu dosyada sanığın mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle yeniden ele alınması sonucunda Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/22 Esas, 2019/55 sayılı kararı ile Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 06.05.2015 tarihli ve 2013/43 Esas, 2015/25 sayılı kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediğinden bahisle hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair karar verildiği, verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2019 tarihli ve 2019/35 Esas, 2019/37 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmesi karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uygulanmaması gerekçesinin sanık müdafinin açıklanan gerekçe doğrultusunda yargılamanın yenilenmesi talebi tarihi itibariyle hükümsüz kaldığı ve sonradan ortaya çıkan bu durum nedeniyle sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılmak amacıyla sanık müdafinin talebinin kabule şayan olduğu gözetilmeden, anılan gerekçe ile itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 311. maddesinde kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava açısından sanık veya hükümlünün lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabilmesi için sınırlı sayıda şartlar sayılmıştır;
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa,
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa,
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise,
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise,
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa,
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
5271 sayılı CMK’nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir.
İncelenen dosyada; sanığın mahkumiyetine yönelik Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli ve 2018/955 Esas, 2019/576 Karar sayılı kararının verildiği tarih itibariyle, sanığın adli sicil kaydında yer alan Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 06.05.2015 tarihli ve 2013/43 Esas, 2015/25 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle koşulları oluşmadığından, sanık hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmesi karar tarihi itibariyle doğru olmakla birlikte, anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar yönünden Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/22 Esas, 2019/55 Karar sayılı kararı ile bu kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair karar verildiği, verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine de Trabzon Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2019 tarihli ve 2019/35 Esas, 2019/37 Karar

sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli ve 2018/955 Esas, 2019/576 Karar sayılı kararında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilirken anılan mahkeme kararı haricinde de başkaca bir gerekçe gösterilmediği gibi güncel adli sicil kaydına göre başka bir adli sicil kaydının bulunmadığı da dikkate alındığında, sonradan ortaya çıkan bu durumun yargılamanın yenilenmesi yolu ile çözümlenmesi mümkün olmadığından mercii kararında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bununla birlikte Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli ve 2018/955 Esas, 2019/576 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.