YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23560
KARAR NO : 2020/17538
KARAR TARİHİ : 30.11.2020
Basit yaralama suçundan sanıklar … ile …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 29/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli ve 2018/153 Esas, 2019/811 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 01.10.2020 tarihli ve 2020/2871 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2020 tarihli ve 2020/88574 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e ve 53. maddelerinin uygulanması talebiyle kamu davası açıldığı, diğer sanık Hüseyin Tufan Doğan hakkında ise aynı Kanun’un 86/2, 86/3-e ve 53. maddelerinin uygulanması talebiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde her ne kadar sanıkların eylemlerini silahla işlediklerinden bahisle kamu davası açılmış ise de, Mahkemesince eylemlerin yumrukla işlendiği kabul edilerek hüküm kurulmuş olması karşısında fiilin mahkemesince sabit görülen hali itibariyle uzlaştırma kapsamında bulunduğu cihetle, 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesinde yer alan, “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca basit yaralama suçları bakımından uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Talepnamede mahkeme karar tarihinin 23.12.2019 şeklinde yazıldığı görülmüş ise de; Mahkemece asıl mahkumiyet kararının 02.10.2019 tarihinde verilmesinden sonra 23.12.2019 tarihinde infazın durdurulmasına dair ek karar verilmiş olmasına ve talebin içeriğine göre kanun yararına bozma talebine konu mahkumiyet hükmünün karar tarihinin 02.10.2019 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1 ve 86/3-e; Hüseyin Tufan Doğan hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2 ve 86/3-e maddeleri gereğince kamu davasının açıldığı, kovuşturma aşamasında ise eylemin silahtan sayılan herhangi bir cisimle gerçekleştirilmediğinin kabulü ile TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ve sanık … hakkında ayrıca eylemin TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kaldığına karar verildiği, sanıklara atılı eylemlerin bu hali ile 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereği uzlaşma kapsamında bulunduğu anlaşılmakla; taraflar arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; sanıklar … ve Hüseyin Tufan Doğan hakkında İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli ve 2018/153 Esas, 2019/811 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.