YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/24108
KARAR NO : 2020/18735
KARAR TARİHİ : 14.12.2020
Basit yaralama suçundan sanık …’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 62 ve 52. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Tirebolu Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ve 2018/223 Esas, 2019/101 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 19.12.2019 tarihli ve 2019/7536 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2020 tarihli ve 2020/96055 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) Tirebolu Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2018 tarihli ve 2017/1211 Soruşturma, 2018/142 Esas, 2018/138 sayılı iddianamesinde, kasten yaralama suçunun silahla işlendiğinden bahsedilmeyip, 5237 sayılı Kanun’un 86/3-e maddesinin uygulanmasının talep edilmediği, keza gerek katılan beyanı gerekse sanık savunmasında suçun silahla işlendiğine yönelik bir ifade bulunmayıp gerekçeli kararda da aynı yönde bir kabulün bulunmaması karşısında, sanık hakkında hükmolunan cezadan 5237 sayılı Kanun’un 86/3-e maddesi gereğince arttırım yapılarak, yazılı şekilde fazla ceza tayininde,
2) Adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 10.09.2013 tarihinde kesinleşmiş olmasına göre; 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’nun 231/8. maddesinde “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklinde değişiklik yapılmış ise de, suç tarihinden sonra yapılan söz konusu değişikliğin sanık aleyhine olduğu ve değişiklik tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden, “sanığın daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesine rağmen denetim süresi içerisinde dosyamıza konu suçu işlediği” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile anılan Kanun’un 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılanın beyanında sanığın kendisini silahtan sayılan bir aletle yaraladığına dair bir anlatım bulunmadığı gibi sanığın da katılanı iteklediğini savunmasına göre koşulları oluşmadığı halde sanığın cezasından 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesi uyarınca artırım yapılması isabetsiz olduğu gibi adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 10.09.2013 tarihinde kesinleşmiş olmasına göre; 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’nun 231/8. maddesinde “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklinde değişikliğin suç tarihinden sonra ve sanık aleyhine olması nedeniyle değişiklik tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden ve 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesindeki diğer koşullar da değerlendirilmeden sadece “sanığın daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesine rağmen denetim süresi içerisinde dosyamıza konu suçu işlediği” şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde de isabet bulunmamaktadır.
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Tirebolu Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ve 2018/223 Esas, 2019/101 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.