Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/2580 E. 2020/7452 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2580
KARAR NO : 2020/7452
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık … hakkında katılan …, …’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine, sanık … hakkında katılan …’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
Mahkeme tarafından karşılıklı küfürleşmenin olduğu ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği kabulü ile şüpheli kalan bu halde sanıklar lehine haksız tahrik indirimi yapıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, bu halin 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede (1/4) oranında indirim yapılmasını gerektirdiği gözetilmeden yazılı şekilde (1/3) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından,
Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında katılan …’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
a)Katılan hakkında Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 25.12.2014 tarih ve 2014/28674-28677 sayılı raporunda ”Ankara Onkoloji E.A. Hastanesi’nin 04.12.2014 tarih ve 25718510 sayılı rapor fotokopisinin tetkikinde; Kesici delici alet yaralanması öyküsüyle başvurduğu, sol yanakta 3 cm oblik kesi mevcut olduğu, KBB servisine yatırıldığı kayıtlı olup, Kesin raporunun tedavisinin yapıldığı Ankara Onkoloji E.A Hastanesinden adı geçene ait KBB konsültasyonu raporlarının temin edilerek gönderilmesinden sonra verileceğini bildirir ön rapordur” şeklinde ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 13.05.2015 tarihli adli tıp uzmanı tarafından verilen raporunda ”Bıçaklanma sonucu yaralanarak, 4.12.2014 tarihinde Ankara Onkoloji EA Hastanesine müracat ettiği, yapılan muayenede sol yanakta preariküler bölgeden başlayarak vertikal seyreden 8 cm’lik kesi, parotiste hematom, aktif kanama tespit edildiği, kbb kliniğine yatırılarak opere edildiği, kanamanın sol parotis yüzey lobundaki retromandibüler venden kaynaklandığının görülerek kanamanın kontrol edildiği, 11.12.2014 tarihinde taburcu edildiği evrak ekindeki adli raporun ve hasta yatış dosyasının tetkikinden anlaşılmıştır. Mevcut yaralanmasının, 1-Yaşamını tehlikeye sokmadığını, 2-Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığını 3-Vücutta kemik kırığı tarif edilmediğini, Bildirir kati rapordur.” şeklinde tespitlere yer verildiği, raporlarda yüzde sabit iz konusunda yeterli açıklama içermediği gibi ayrıca bu hususta rapor alınmadığı anlaşıldığından, katılanın tüm tedavi evrakları, raporları, film ve grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının yüzünde sabit ize neden olup olmadığı hususunda duraksamaya yer vermeyecek ve 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b)Mahkeme tarafından karşılıklı küfürleşmenin olduğu ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği kabulü ile şüpheli kalan bu halde sanık lehine haksız tahrik indirimi yapıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, bu halin 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede (1/4) oranında indirim yapılmasını gerektirdiği gözetilmeden yazılı şekilde (1/3) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
c)Adli emanetin 2014/14451 sırasında kayıtlı ve müsaderesi talep edilen çakı bıçağı ve iki ucu bükülmüş çatalın müsaderesine dair talep yönünden bir karar verilmemesi,
d)Sanığın, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hâlleri nedeniyle geçirmiş olduğu süreler hakkında 5237 sayılı TCK’nin 63. maddesi gereği mahsup kararı verilmemesi,
e)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 23.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.