YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3221
KARAR NO : 2020/8067
KARAR TARİHİ : 30.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında dava konusu suç ile ilgili olarak daha önce CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle duruşma açılıp hükmün açıklanmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmuş ise de; temyize konu olan ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün yeni hüküm olduğu, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara atıfla ve bu suretle gerekçeden yoksun olarak sanık hakkında hüküm kurulması suretiyle Anayasa’nın 141/3 ve 5271 sayılı CMK’nin 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılması,
2) Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit yaralama suçu olduğu ancak ihbara konu ilama ilişkin iddianamede sanık hakkında TCK’nin 86/2. maddesi gereğince basit yaralama, TCK’nin 151/1. maddesi gereğince mala zarar verme suçlarından kamu davası açıldığı, suç tarihinde mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamında bulunmadığı ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereğince soruşturma aşamasında tüm suçlar yönünden uzlaştırmanın mümkün olmadığı, kovuşturma aşamasında ise sanığın mala zarar verme suçundan beraat ettiği, bu nedenle CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı ve ihbara konu ilamda hükmün açıklanmasına neden olan basit yaralama suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; Malatya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2014
tarih ve 2013/245 Esas – 2014/12 Karar sayılı ilamına konu suç yönünden uzlaştırma usulünün uygulanıp uygulanmadığının araştırılması, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresi içinde başkaca kasıtlı suçtan mahkum olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
Kabule göre de;
3) Mağdur ile sanık arasında önceye dayalı anlaşmazlık bulunduğu, olay günü tarafların Bakırcılar Çarşısında karşılaştıkları, tartışmaya başladıkları, birbirlerine karşılıklı olarak sinkaflı sözlerle hakaretlerde bulundukları, gerginliğin kavgaya dönüştüğü; sanık …’in elindeki demir çubuk ile mağdur …’ın sağ eline vurarak, hayati tehlike geçirmeyecek, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, vücudundaki kırığın hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkileyecek şekilde yaraladığı, mağdur …’ın da sanık …’ı hayati tehlike geçirmeyecek, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı anlaşılan olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
4) Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında kurulan hükümde, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 30.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.