YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3273
KARAR NO : 2020/10404
KARAR TARİHİ : 10.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin katılan … vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçu yönünden katılan …’nin doğrudan suçtan zarar görmesi mümkün olmadığından ve açılmış davaya katılma hakkı bulunmadığından, katılan … vekilinin 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçu yönünden temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin sanığın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 6136 sayılı Kanun’un Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 15/1. maddesi kapsamında yer alan “6136 sayılı Kanun’a muhalafet” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmibeş günden az olmamak üzere adlî para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Kabule göre de; sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrileceğine karar verilmiş ise de 28/6/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/3. maddesindeki yeni uygulamaya aykırı olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3)Sanık … hakkında, katılan …’ye yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin ve sanık …’in temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanığa atılı yaralama eylemi için öngörülen cezanın alt sınırı “5 yıl” hapis cezası olup, 5 yıldan fazla hapis cezası olmadığı için 5271 sayılı CMK’nin 150. maddesi kapsamında zorunlu müdafiiliği gerektirmediği gözetilerek sanık müdafiinin hazır bulundurulmamasının 5271 sayılı CMK’nin 188/1. maddesine de aykırılık teşkil etmediği anlaşılmakla, tebliğnamedeki (1) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Katılan …’nin aşamalardaki anlatımlarında “… Biz alttan aldıkça sanıklar üzerimize geldi. Aramızdaki arbede biter gibi oldu. Biz de bitti sanarak anıtparka doğru yürümeye devam ettik. Takribi olarak 20-30 adım gitmedik her ikisi de arkamızdan bağırarak, durun lan ib..ler geliyoruz sizi öldüreceğiz, dediler. Arkamızdan koşarak geldiler. Sanık … beni ittirdi. Beni tartakladı. Yine hakaret ve tehditlerine devam etti. O esnada da diğer sanık … nereden çıkarttığını anlamadığım bıçak ile yüzüme vurdu. Yüzümden yaralandım. Kanlar içinde kaldım. Can havli ile oradan uzaklaştım. Arkadaşlarım ile beraber olay yerinden kaçtık…” şeklinde ifadede bulunduğu; eylem anında sanığın “…sizi öldüreceğiz…” diyerek katılana saldırmış olması, suçta kullanılan bıçağın vasfı, sanığın bıçağı katılana bir adım mesafeden yüz bölgesine doğru savurması ve isabet ettirmiş olması dikkate alındığında; sanığın
eyleminin kasten adam öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmadığı açısından delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilip dosyanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
c)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in ve katılan … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca olarak BOZULMASINA, 10.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.