Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/351 E. 2020/19063 K. 15.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/351
KARAR NO : 2020/19063
KARAR TARİHİ : 15.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında katılan …’a karşı tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Katılan … müdafiinin yüzüne usulüne uygun olarak tefhim edilen hükümlere karşı verdiği 02.04.2015 tarihli süre tutum dilekçe içeriğine göre temyiz isteminin müvekkili hakkında kurulan beraat hükümleri, sanık … hakkında kurulan beraat hükümleri ve sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmü ile sınırlı olduğu, 28.04.2015 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde ise sanık … hakkında kurulan beraat hükmünü de temyiz ettiği, bu hükme yönelik verdiği dilekçenin 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal temyiz süresi geçirildikten sonra verildiği anlaşılmakla, “katılan” sıfatıyla yapmış olduğu temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
2)Sanık … hakkında katılan …’a karşı tehdit ve kasten yaralama suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan temyiz dilekçesine göre, temyiz isteminin beraat hükmünün gerekçesine yönelik bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın beraat kararlarını temyizde hukuki yararı olmadığından; beraat kararlarına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
3) Sanık … hakkında katılanlar … ve …’a karşı kasten yaralama suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık müdafiinin temyiz isteminin, beraat eden sanık lehine vekalet ücreti takdir edilmemesine ilişkin olup vekalet ücretine hasren yapılan temyiz incelemesinde;
Aynı dava kapsamında aynı müdafii ile temsil edilen katılan sanık … hakkında katılan sıfatıyla kendisine yönelik eylemi nedeniyle sanıklar aleyhine vekalet ücreti takdir edildiğinin anlaşılması karşısında, beraat eden sanık hakkında yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/5. maddesi uyarınca hazine aleyhine ayrıca vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
4) Sanık … hakkında katılan …’a tehdit ve kasten yaralama suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Düzenlenen iddianamede … hakkında …’a karşı açılmış bir dava bulunmadığı ve verilen katılma kararı hükümsüz olduğundan …’ın gerekçeli karar başlığında “sanık” yerine “katılan sanık” olarak gösterilmesi suretiyle mahallinde düzeltilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Dosyada sadece sanık sıfatı bulunan, üzerine atılı tüm suçlardan beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık … yararına 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 168. maddesi ile hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/5. maddesi uyarınca hazine aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, vekalet ücretinin hem sanıktan alınarak katılana verilmesine hem de katılandan alınarak sanığa verilmesine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca, hükmün (8) numaralı bendindeki “…” ibaresinin çıkartılması, hükmün (9) numaralı bendindeki “Katılan sanık …’ın kendisini vekil ile temsil ettiriyor bulunması gerekçesi ile karar tarihinde yürürlükte bulunduğu anlaşılan A.A.Ü.T uyarınca tayin ve takdir olunan 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin katılan sanık …’tan tahsili ile diğer katılan sanık …’a verilmesine” cümlesinin çıkartılması yerine “Sanık … kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1500 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanık …’a verilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
5) Sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/4. maddesi uyarınca TCK’nin 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.