YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3792
KARAR NO : 2020/9081
KARAR TARİHİ : 09.07.2020
Kasten basit yaralama suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 29, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli ve 2016/660 Esas, 2017/291 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 11.02.2020 tarih ve 2019/21632 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2020 tarih ve 2020/21310 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsımına göre,
1) Sanığın değişen suç vasfı itibariyle mahkumiyetine karar verilen 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesinde düzenlenen basit yaralama suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğunun anlaşılması karşısında, somut dosya kapsamına göre, karar tarihi itibariyle yürürlükte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 254. maddesindeki, “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre, mahkeme tarafından yapılır” hükmüne nazaran, öncelikle uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08.11.2018 tarihli ve 2018/4555 Esas, 2018/19259 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesine eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki düzenlemenin, suç tarihinin ve sanığın adlî sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara ilişkin kesinleşme tarihlerinin 28/06/2014 ve sonrası olması hâlinde uygulanabileceği nazara alındığında, sanığın adli sicil kaydında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ilişkin 08.02.2012 tarihinde kesinleşen Fethiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2011 tarihli ve 2009/617 Esas, 2011/666 sayılı kararına konu suç tarihinin 25.07.2008 tarihi olduğu, yine 15.05.2013 tarihinde kesinleşen Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2013 tarihli ve 2011/362 Esas, 2013/234 sayılı kararına konu suçun tarihinin ise 27.04.2011 tarihi olduğu ve bu hâlde anılan kararların sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel oluşturmayacağı nazara alındığında; yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak, takdiri indirim uygulanan sanık hakkında diğer koşullar değerlendirilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli ve 2016/660 Esas, 2017/291 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.