YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5046
KARAR NO : 2020/9468
KARAR TARİHİ : 13.07.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Suça sürüklenen çocuk… ve sanık … haklarında, katılan sanık …’ya karşı “Kasten Yaralama” suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı uyarınca, sanık ve suça sürüklenen çocuk haklarında verilen 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup, temyizlerinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, itiraz mercii tarafından tetkik edilmek üzere, temyizen incelenmeyen dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2)Katılan sanık … hakkında katılanlar … ve …’a karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine hükmedilmiş ise de para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde belirtilmekle infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
3)Katılan sanık … hakkında müşteki …’a karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluş, iddia, dosya kapsamı ve taraf beyanlarına göre müşteki … tarafından sanığa yöneltilmiş ve haksız tahrik teşkil ettiği kabul edilebilecek bir eylem yokken, “İlk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığı tespit edilemediğinden şüpheli kalan bu durum nedeniyle katılan sanığın haksız tahrik hükmünden faydalanması gerektiği” şeklindeki yerinde olmayan gerekçeye ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ile bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında kabul edilen, “ilk haksız hareketin kimden geldiğinin kesin olarak belirlenememesi halinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesiyle 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (¼) uygulanması” şeklindeki kabul ve uygulamalara aykırı olacak şekilde, sanık hakkında kurulan hükümde TCK’nin 29. maddesi gereği (½) oranında haksız tahrik indirimi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından;
Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmiş olması, infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen “1 yıl 2 ay” hapis cezasının, aynı Kanun’un 86/3-e maddesi gereği (½) oranında artırılması suretiyle belirlenen “1 yıl 9 ay” hapis cezası üzerinden TCK’nin 29. maddesi gereği (½) oranında indirim uygulandığında “10 ay 15 gün” hapis cezası yerine “1 yıl 3 ay 22 gün” hapis cezasına hükmedilmesi ve bu miktar üzerinden TCK’nin 62. maddesi gereği (1/6) oranında takdiri indirim sebebi uygulandığında hükmedilmesi gereken netice ceza “8 ay 22 gün” hapis cezası iken hesap hatası neticesinde “1 yıl 1 ay 3 gün” hapis cezasına hükmetmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasında TCK’nin 29. maddesinin uygulandığı paragrafta yer alan “1 yıl 3 ay 22 gün” ibaresinin hükümden çıkarılması ve yerine “10 ay 15 gün” ibaresinin eklenmesi, TCK’nin 62. maddesinin uygulandığı paragrafta yer alan “1 yıl 1 ay 3 gün” ibaresinin hükümden çıkarılması ve yerine “8 ay 22 gün” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.