Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/5055 E. 2020/8090 K. 30.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5055
KARAR NO : 2020/8090
KARAR TARİHİ : 30.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mağdur … hakkında Şahinbey Araştırma ve Uygulanma Hastanesince düzenlenen 24.03.2014 tarihli raporda “burun kemiğinin ileri derecede sağa deviye ve burun dorsumunda belirgin çöküklük ile 1. derecede kırık bulunduğu, yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olduğu” tespitine yer verildiği halde, Gaziantep Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22.07.2015 tarihli raporda anılan yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılmadığı ve buna ilişkin tespite yer verilmediği anlaşılmakla, mağdura ait tüm tıbbi evrakların, kati ve geçici raporların temin edilip, mağdurun bu evraklar ile birlikte ile sevk edilerek bahse konu yaralanmanın “yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığı” hususunda Adli Tıp ilgili İhtisas Kurulundan rapor aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, yetersiz raporlara itibarla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Sanığın eylemi neticesinde mağdurun vücudunda, kemik kırığı ve yüzde sabit iz meydana gelmesi karşısında, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olarak eylemini gerçekleştiren sanık hakkında TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki yazılı cezada orantılılık ilkesi de gözetilerek, TCK’nin 86/1. maddesi gereği temel cezaya hükmedilirken meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın kastının yoğunluğu da dikkate alınarak sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılmaması suretiyle eksik ceza tayini,
3) Sanığın eylemi sonucunda mağdurun hem yüzde sabit ize hem de kemik kırığına neden olacak şekilde yaralanmış bulunması karşısında, sanığın sadece en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı sorumlu tutularak TCK’nin 86/1. ve 87/1-c ve son maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nin 87/3. maddesi uygulanması ile kırıktan dolayı da ayrıca arttırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
4) Sanığın aksi kanıtlanamayan ikrara yönelik savunmalarında, “mağdurun babasına hakaret ettiği buna üzerine sinirlenerek mağdura yumruk attığını” belirtmesi karşısında; sanığın haksız tahrikin etkisiyle hareket ederek eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 30.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.