Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/5194 E. 2020/13612 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5194
KARAR NO : 2020/13612
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, konut dokunulmazlığını ihlal, tehdit
HÜKÜMLER : Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında müşteki …’e karşı kasten yaralama suçundan verilen beraat kararına yönelik katılan … vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık … hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama suçundan kamu davası açılmadığı, müşteki …’e yönelik kasten yaralama suçundan açılan kamu davasında katılan …’nun suçun mağduru ve doğrudan zarar göreni olmaması nedeniyle hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından, katılan … vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanıklar … ve … hakkında katılan …’ya karşı konut dokunulmazlığını ihlal ve sanık … hakkında katılan …’ ya karşı tehdit suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Oluşa, katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanlarına, tanık …’ın anlatımlarına, katılana ait doktor raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, olayın çıkış sebebi ve meydana geliş şekli de dikkate alınarak, haksız tahrik altında atılı suçu işlediği anlaşılan sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu uygulama alanı bulmayan 5271 sayılı CMK’nin 223/4-d maddesi gereğince “fiilin haksızlık içeriğinin azlığı” gerekçesi ile yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
b) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.